Kötü bir erkek arkadaşı var olan

Bunlardan biri benim. Lütfen saygı duyalım. Erkek arkadaş aramak kötü bir şey değil. Demek ki var bir ihtiyacım. Yalnızlık başta olmak üzere şimdi buradan çok şey sıralayabilirim. Bunun dışında bilmenizi istediğim bazı durumlar da var. Erkek arkadaş arayan bayanlar ilanları sayesinde de bana yazan çok oldu. Erkek arkadaşı psikoloğa gitmeyi sonunda kabul etti. Marez’in dediğine göre erkek arkadaşı terapiye nadiren gidiyor, uygun zaman ayarlayamadığı için psikoloğunu suçluyordu. Çift terapisine gitmeyi de Marez uygun bir psikolog bulmak için bütün araştırmayı tek başına yapıp randevu ayarladıktan sonra ancak kabul etti. Bursa erkek arkadaş arayan dul bayanlar, erkek arkadaş arayan olgun ve güzel kadınlar, erkek arayan genç ve üniversiteli kızlar gibi bir çok kelimede arama yapabilirsiniz. Ayrıca sitemizde tanıştığınız kadınların, genç kızların WhatsApp ve cep telefon numaralarını da çok rahat bir şekilde alabilirsiniz. Eğer hayatınızı dul bir kadın ile birleştirmek, dul bir ... Kızım artık kendini kurtardı üniversite filan derken evlenip kendine bir yuva kuracak ve ben yalnızlığımla baş başa kalacam. Bu nedenle bir ilan erkek arkadaş açıp kendime hayat arkadaşı aramak istedim. Bu zamana kadar 8 yıl boyunca hayatta tek başıma mücadele ettim evlendim ama o zaman da tek sayılırdım. Bunun üzerine Pook 4. Erkek ve kız arkadaşını çağırdı. Erkek kasım kasım kasıldı : “Artık bir kız arkadaşım var! Yabadabadu!” Pook bir de bekar erkek çağırdı. Kız arkadaşı olan erkek daha da bir kasıldı, “ah, zavallı şey! Üzülme! Birgün sen de benim yaptığım gibi bir kız bulacaksın!” Bekar erkek ... ‘’Kızımın erkek arkadaşı var, bu nasıl olur!.. Bu yaş da sevgili olur mu?…Onlar sevgi nedir bilmezler!…. Bizim aileye bu tarz şeyler yakışmaz!…Çocuğum başkasına farklı gözle bakamaz!…Flört ya da karşı cinsle birliktelik bu yaşlarda olmaz, olamamalı!… Benim çocuğum bunu nasıl yapar?….’’ Sizlere güzel bir haber vereyim; son yıllarda ebeveyn ... Bu arkadaşlarımın büyük bir bölümü hafta sonları beni arıyorlar ve birlikte vakit geçiriyoruz. Ancak yanımda bir erkek arkadaşım olmadığı için Her ortama giremiyorum. Adam gibi beni utandırmayacak güzel giyinen bir erkek arkadaşa ihtiyacım var. Çok fazla zengin olmasına altında arabasının olmasına falan gerek yok. Psikopat Bir Erkek Arkadaşı Tespit Etmenin 11 Yolu. Son zamanlarda artan aile içi şiddet olayları ve sosyopati tabanlı cinayetler sonrasında insanlar çevrelerinde yeni olan kişiler hakkında şüphe duyabiliyorlar. Bu sebeple hoşlandığınız kişide bile bazen bu tarz bir eğilim olup olmadığını sorgulama ihtiyacı ... Genç kadın, 21 yaşındaki erkek arkadaşıyla yakınlaşmak üzereyken adamın kendisine kötü bir sürpriz yaptığını söyledi. Konuyu Reddit'e taşıyan kadın, adamın sevdiği şekilde üste geçmişti ama pozisyon değiştirmesi istendi. 'Yani durduk yere bu işte iyi olmadığımı söyledi. Babam vücuduma bakan bir abaza olduğu için yıllarca depresyondaydım 26 yaşındayım hala olmadı.. Hiç bir hayalim gerçekleşmedi :). - Aşk İlişkileri Sorusu

Normie olarak blackpilli bir nevi benimsemeye başladım

2020.09.11 03:34 yataginaltindakiocu Normie olarak blackpilli bir nevi benimsemeye başladım

Merhaba dostlar başlıkda dediğim gibi ben bir normieyim daha önce bir kez kız arkadaşım oldu,birkaç ortalama ve altı hatta gayet güzel kızda benle konuşmak istedi ben istemedim. Bir kızla en yakın olduğum zaman Avrupada bir ormanda kamptayken biriyle öpüşmüstüm, hoşlanmıştım ciddi hayallerim vardı ama mesafeden dolayı ilerleyemedi malesef. Daha önce hiç bir kızla yatmadım(volcel?). Şu ilişkim olan iki kızlada tiplerine bakarak değil tamamen kişiliklerine bakarakten yakınlaşmıştım.
Gelelim konuya son zamanlarda kızlardan iğrenmeye başladım birkaç şeyin farkına varıyorum belki "yeni mi fark ettin yarram" diyebileceğiniz şeyler ama evet yeni fark ediyorum.
Kızlar senle nasıl bir ilişki kuracaklarını seni ilk gördüklerinde kararlaştırıyor sonradan ne yaparsan yap boş. ilk boyuna sonra göz hattına,omuzlarına,çenene marketten kavun seçercesine inceliyorlar sen veya o erkek kadının karşısında bir objeden ibaret,kullanıp yenisini bulunca atabileceği bir obje. Her zaman kadınların bir erkek 'kanki'leri olur ki aslında o adam kız için simp ve cucktan başka bir şey değildir. O aşağılık erkek paraziti o kızın mabadını kaldırmaktan baska boka yaramaz. Kız o erkeğin çevresinde ki chadlerle tanışıp o paraziti göz ardı etmeye başlayınca o cuckımız eninde sonunda bir kız bulur ama hayal ettiği gibi olmayan ortalama birini. İksininde hayalinde chadler ve stacyler olduğu için mutlu hiç bir zaman olamayacaklar, erkek kendini yetersiz hissederken kız erkeğin istediği ilgiyi göstermeyecek.
Erkeklerde kısa süreli ilişkilerde hypergamyden çok hypogamy daha yaygın bu bir gerçek. Daha az seçiciler. Sonuçta erkek kendinden aşağı olan kızı fleshlighttan fazlası olarak görmüyor stacyilerde daha iyisini bulana kadar tutunabildikleri chade yapışıyorlar zaten. Kadınlarda özellikle gelişmemiş ülkelerde kibirin had safada olmasından dolayı hypergamy daha yaygın hepsi kendini çok güzel çok çekici zannediyor. Kendilerine bir hayat arkadaşı değil hayat boyu belgelenmiş köle arıyorlar. Sonlarıda önceki paragrafın sonuyla aynı.
Peki bunun sebebi ne doğuştan mı kadınlar böyle yoksa yaşadığımız topluluk mu onları bu hale getiriyor? Ya da daha geniş kapsamlı bir soru sormak gerekirse Çirkin insanlara (özellikle erkeklere) karşı doğuştan gelen bir nefret mi var? İnternette bulabildiğim tek şey 8-12 yaş arasındaki çocuklarla yapılmış bir deney sonuçlar evet doğuştan gelen bir rahatsızlanma ve güvenmeme duygusu var diyor ama 8-12 yaş aralığı zaten toplumun içinde bir çok medyayı halihazırda tüketmiştir izlediği çizgi filmdeki kötü karakter büyük ihtimalle gargamel gibi ya da kısa kilolu bir adam. Kısaca demek istediğim sorun sadece kadınlarda değil modern toplumun yapısında. Neyse daha fazla uzatmayı isterdim ama canım sıkıldı:p
submitted by yataginaltindakiocu to turkincel [link] [comments]


2020.07.29 15:25 griljedi GRRM - 2012 Söyleşileri

  1. Şu ana kadar yayımlanan kitaplara eklediğiniz ve okuyucunun bulmasını umduğunuz ama bulamadığı şeyler var mı? Yahut çok az kişinin gördüğü?
Hayranların şu ana kadar her şeyi öğrendiğini düşünüyorum. İnsanlar düşüncelerini internette, bloglarda yazıyor. En anlaşılmaz, ücra ipuçları bile kısa sürede bulunuyor ve dikkat çekiliyor.
  1. Valyria’yı görecek miyiz?
Kıyamet öncesi mi şimdiki halini mi? Belki.
  1. Cevaplanmamış ama Kış Rüzgarlarında cevaplanacak üç soru söyler misiniz?
Söyleyebilirim ama söylemeyeceğim.
  1. Bronn’un hikayesi bitti mi?
Bronn’un hala bir rolü var, kesinlikle geri dönecek.
  1. Başlangıçta onlara vereceğiniz yolu ertelediğiniz veya yoldan saptırdığınız bir karakter var mı? Varsa, kim?
Hayır, var diyemem. Bazı durumlarda kronolojiler başlangıçta istediğimden farklı ama tüm karakterlerin hikayeleri aynı devam devam ediyor.
  1. Demiradamlar kuzeye saldırmamış ve Kızıl Düğün gerçekleşmemiş olsaydı Kuzey ve Nehirtoprakları bağımsız kalmaya devam edebilir miydi?
Kuzey olabilir ama Nehirtoprakları daha sorunlu. Gerçek doğal sınırlar olmadan, nehirtoprakları her taraftan saldırılara karşı savunmasızdır, bu yüzden tarihleri kan ve kargaşa ile dolu.
  1. Hayranların bulduğu ama sizin o amaçla yazmaya niyetlenmediğiniz en büyük kırmızı ringa balığı (yem) nedir?
Bu söylemek olurdu ama hayranlar, ufacık bir şeyden bile kuram çıkarıyorlar. Zaman zaman bunları bana e-posta atıyorlar.
- Dothraki aslında bir dizi bozkır ve ova kültürünün bir karışımı olarak tasarlandı ... Moğollar ve Hunlar, kesinlikle, ama aynı zamanda Alans, Sioux, Cheyenne ve çeşitli diğer Amerikan kabilelerinin ... saf bir fantazi ile terbiyeli hali. Araplara veya Türklere - orijinal olarak bozkırların atlıları olması haricinde- herhangi bir benzerlik tesadüfidir (bu emmiye biri Hunların da Türk olduğunu söylesin. Neyse). Bununla birlikte, genel olarak, tarihten ilham alırken, ister bireylerden isterse tüm kültürlerden olsun, doğrudan bire bir nakillerden kaçınmaya çalışırım. Robert'ın VIII. Henry veya Edward IV olduğunu söylemek nasıl doğru değilse, Dothrakilerin de Moğol olduğunu söylemek doğru olmaz.
- GRRM; “Ejderhaların Dansı sonunda pek çok uçurum vardı, 6. kitapta bunları çok erken çözeceğim. Kitabı inşa ettiğim iki büyük savaşla açacağım; Buz Savaşı ve Meereen-Köle Körfezi Savaşı ve sonra oradan alıp devam edeceğim.”
- Ned ve Robb’un ölümü... Bu iki karakterin sonunu en başından beri biliyor muydunuz yoksa zaman içinde mi karar verdiniz?
Neredeyse en başından beri biliyordum. Hikayenin büyük vuruşlarını biliyorum; ana karakterlerden kim ölecek, kim yaşayacak... hepsini. Yazım sırasında keşfettiğim çok ayrıntı var, küçük karakterler gibi... Yani ana karakter altı arkadaşıyla bir savaşa girecekse altı arkadaşın hepsine de ne olacağını bilmiyorum, buna yazarken karar veriyorum ama büyük oyuncular, büyük hayatlar ve hayat değiştiren büyük olayları en başından beri planlı.
- Bir çok kişi Jon’u öldürdüğünüzü düşünüyor. Geçmişte Starklara çok kötü şeyler yaptınız ama içimden bir ses Jon hayatta kaldı diyor. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
[Güler] Bu konuda yorum yapmayacağım.
- Jon, Lord Kumdandan olarak resimden etkili bir şekilde çıkmış olsa da - yaşıyor olsa bile, Sur’un o kış geldiğinde Ötekileri geri tutma şansını sevdiğimden emin değilim. Kış Rüzgarları'nda Sur’un güneyine doğru hareket ettiklerini göreceğimizi varsayabilir miyiz?
Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Kış Rüzgarlarında kesinlikle daha fazla Öteki göreceksiniz.
- Kargaların Ziyafeti ve Ejderhalarla Dansta bölüm başlıkları olarak Kraliçe'nin Eli veya Demir Talip gibi etiketleri kullanmaya başladın, daha önceki ciltlerde ise her zaman Jon veya Ned ya da Arya idi. Bu kimlik sorunlarını keşfetmenin bir yolu mu? Özellikle Arya ve Sansa ve Theon ile tüm kimlikleri değişiyor gibi görünüyor.
Evet, tam olarak amacım bu. Bu kitaplarda birçok kimlik saldırı altında.
- Ortaya çıkan bir diğer tema da – her yerde var ancak ancak Ejderhalarla Dansa son pov’da daha da netleşiyor - taht oyununda oyuncu olduklarını düşünen karakterlerin piyonlardan daha sık olması. Gerçek güç gölgelerdedir. Bu fikri en başından itibaren keşfetmek istediniz mi yoksa hikaye geliştikçe mi ortaya çıktı?
Hangi durumdan bahsettiğinize bağlı. Bu seriye 1991 yılında ilk başladığımda, ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. A Game of Thrones'a geldiğimde, ana temaların ne olacağını biliyordum ve bu kesinlikle onlardan biri. Gücün doğası ve gücün kullanımı ve insanların iktidara gelmesi için neler yaptıklarını - ele aldığım en önemli şeylerden bazıları.
Varys’ın 2. kitapta sorduğu kral, rahip, savaşçı bilmecesi buna hitap ediyor. Kim kime itaat ediyor? Asıl güç kimde? Asıl soru bu.
- GRRM, Tyrion karakterini, 1981 yılında Lisa Tuttle ile yazdığı Windhaven isimli kitaptaki bir cümleden ilham aldı; “Bir cüce var, gördüğüm en çirkin adam ama ayrıca en zekisi.”
- GE: Tyrion ve Daenerys, serinin en ünlü iki karakteri...
En popüler iki karakterden biri, ancak bence evrensel olarak en popüler olan ikisi Jon Snow ve Arya. Her karakterin hayranları ve büyük bir iltifat olarak aldığım aleyhte sözler var. Gerçek insanlar hakkında böyle hissederiz; bir kişi onları sever, başka bir kişi onlar tarafından tahrik olur ve başka bir kişi onların sahte olduğunu düşünür. Kurgusal bir karakter yaratıyorsanız ve herkes karakteri seviyorsa veya karakterden nefret ediyorsa, muhtemelen bir karton parçası yaratmış olursunuz.
- GRRM, Kargaların Ziyafeti’nde Brienne’nin asılırken yaptığı seçimin “kılıç” olduğunu doğruladı ve bunu küçük Payne’i kurtarmak için yaptığını da... Yani Podric Payne, hala hayatta.
- Karakterleriniz arasında bir seyahat arkadaşı seçmeniz gerekse kimi seçerdiniz?
Hedefe ve ne yapmak istediğime göre değişir. Eğer sadece gezi, manzara, farklı yerleri görmekle ilgiliyse Tyrion’u yanıma alırdım; asit yorumları (iğneliyici demek istiyor sanırım, söyleşi ispanyolcaydı, ben de otomatik sayfa çevirici kullandım) belli zamanlarda çok iyi olurdu. Daha romantik bir kaçış olacaksa da Daenerys’i alırdım çünkü eğlenceli olmasının yanı sıra çok güzel bir kadın.
- Kim daha seksi? Hayalinizdeki Daenerys mi yoksa Emillia mı?
Gerçek şu ki Emillia çok seksi ama farklılar. Benim için seçmesi zor çünkü ikisini de çok seksi görüyorum. Emillia düşündüğüm karakterin daha yaşlı bir hali. Kitaptaki Dany, cinsellik dünyasına girmiş bir genç kız ile küçük bir kız olma arasında değişiyor. Bazen bir kraliçecilik oynayan bir kız gibi davranırken, bazen de her açıdan tamamen işlevsel bir yetişkin gibi davranır. 23 yaşındaki Emillia 17 yaşında olması gereken (aslında 16) bir karakteri canlandırıyor.
- Westeros’ta ailelerin çok fazla çocuğu var, onları rahatça öldürebilmek için mi? Karakterleri öldürmeyi seviyor musunuz?
Bunu sevmiyorum ama bazen bunu komplo ihtiyaçlarıyla yapmak zorunda kalıyorum. Buna ek olarak ilham aldığım dönem Orta Çağ; o dönemlerde ailelerin şimdikilerden daha fazla çocukları olurdu çünkü kadınlar da çocuklar da sık sık doğumda ölürdü hatta çocuklarınızın ileride fazla yaşamayabileceğinizi bilirisiniz; kimisi erken yaşta kimisi biraz daha ileri yaşta ölürdü. Bu yüzden o dönemlerde çok çocuk olurdu. Ben de, her ne kadar bu bir fantezi de olsa, işime bunu yansıtmaya çalışıyorum, o dönemin şartlarına sadık kalmaya çabalıyorum.
- Yedinci kitabın ismi Kurtların Zamanıydı, bunu neden değiştidiniz?
Bu geçici bir başlıktı; bir isim seçmem istendi ve benim de aklıma ilk Kurtların Çağı ya da Kurtların Zamanı geldi ama hiçbir zaman sevmedim. Bir Bahar Rüyası daha iyi bir başlık.
- Ormanın Çocukları ile Ötekiler arasında göründüğünden daha yakın bir ilişki var mı?
Olabilir, olabilir. Hikaye devam ettikçe gelişecek bir konu, bu yüzden şu an bir şey söylemem (kendi de bilmiyor :D ).
- Jon Arryn’nın ölümünün LF ve Lysa eliyle olduğunu öğrendik, peki Sör Hugh’un ölüm emrini kim verdi? Cersei mi? LF mi?
İkisi de olabilir, kararınıza göre... Ancak bu, sadece bir Gregor olayı olabilir de. O cani ve acımasız biri, birini öldürmek için gerçek bir nedene ihtiyacı yok.
- Doran ve Mellario’un tartışma sebebi çocuklarını uzaklaştırma meselesi yüzünden ise Mellario neden Dorne’u terk etti? (Herkesin merak ettiği bir soru.)
İyi bir evlilik değildi. Yeni ve egzotik bir şeyin cazibesi nedeniyle evlendiler. Bazen cazibe en az beklediğiniz zaman olur. Uzak bir ülkenin prensi idi ve o da hayat dolu, çok çekici, çok farklı bir kültürden gelen bir kadın gibi görünüyordu. Dorne'a geldiğinde, Norvos'tan farklı olan, özellikle de çocukların başkalarına himaye edilmesiyle ilgili geleneklerin olduğunu görür. Bu ne siyasi bir evlilik, ne de büyülü bir evlilikti, sadece insan doğasının bir örneğiydi. Bazen ilişkiler iyi bir temel üzerinde başlar: tanışırsınız, büyük bir cinsel cazibe vardır, bir ilişki kurarsınız, evlenirsiniz ... ve sonra dört veya beş yıl içinde gerçekten ortak bir şeyinizin olmadığını fark edersiniz. Bir hata yaptınız ve yedi krallıktaki gibi boşanmanın yaygın olmadığı bir toplumda kolay çözümü olmayan bir durumdasınız... Bu sadece başarısız olan politik bir evlilik örneği değil, ayrıca aşk evliliklerinin bile başarısız olabileceğinin bir örneğidir.
Bazen Yedi Krallık'taki politik evlilikleri iyi gelir ve aşk için olan evlilikler iyi olmaz. Bazen bir çift birbirini sever ve sonra bir noktada sevmezler. Şehvetten gülüşmeler başka bir şeyden de gelişmeyen evlilikler vardır. İşlerin iyi gideceğine dair bir garanti yoktur ve bunun sonucu, hayal kırıklıklarının gelişmesi ve her insanın kendi yolunda gitmesi için yabancılaşmanızdır. Bu konuda Mellario'dan bir miktar acı var çünkü Dorne Prensi olarak Doran çocuklarıyla birlikte kalabildi ve Mellario, onları terk etmek zorunda kaldı (anladığım kadarıyla Doran, kadının çocukları alıp gitmesine izin vermemiş).
- Kitaplarda, krakenleri derinlerden uyandırabilecek bir boru hakkında hikaye var. Hiç kraken görecek miyiz?
Mümkün soruya şaşırmış görünür
- Ölü ulukurt ve yavrular hakkında... Bunlar eski ilahlardan bir hediye mi yoksa Bloodraven’dan mı? Bazıları ölü kurdun boğazına takılan geyik boynuzunu bir fs olarak görüp Stark-Baratheon çatışmasına işaret kabul ediyor.
Dostum, bu okuyucuların anlaması gereken bir şey. Eğer orada dikkatlice ince bir şekilde çalıştığım bir sembolse, bunun nedeni insanları düşündürmek için fikir verici olmaya çalışıyorum. Eğer görürseniz ve merak etmeye başlarsanız, bu bilerek yapılmıştır. Ama "Bu bir sembol! Bu bir sembol!" diye bağırmayacağım. Her okuyucu kendi okumalı ve sembollerin ne olduğuna ve ne anlama geldiğine kendileri karar vermelidir. Bu, karmaşık bir sanat eserinde yaptığınız işin bir parçasıdır, kasıtlı olarak yapılandırılmış ve nispeten belirsiz olan bir şey, böylece her okuyucu kendi sonuçlarını çıkarabilir.
- Jaqen, Kızıl Tanrı'ya ve başka yerlerde ateş tanrısına atıfta bulunur. R'hllor'dan mı bahsediyor? Arya'nın Yüzsüz Adamlar tarafından eğitildiğini gördüğümüzde, R'hllor onlar için özellikle önemli görünmüyor.
George bir an düşünür Eh, Jaqen’ın onu ne zaman andığına dikkat et; yakın zamanda neredeyse yanıyordu.
- İsyan sırasında neden Davos, Stannis’e yardım etti?
George güler Çünkü soğanı vardı! Ve kendi kendine şöyle düşündü: "Bunları en iyi fiyata nereden satabilirim? Onları King's Landing'e götürürsem bana soğan bedelini ödeyecekler ama onları açlık çeken insanlara götürürsem kesinlikle daha iyi ödeyecekler. "
- Varys ve Illyrio, Prens Doran ve Sör Willem Darry'nin yapmış olduğu nişan sözleşmesinin farkında mıydı? Ve neden Darry veya birisi Viserys'e ölümünden önce bu anlaşmayı söylemedi?
İlk soruya: hayır. İkincisi ise, Viserys karar verildiğinde olgunlaşmamış bir çocuktu ve bu bilgiye hazır değildi.
- Arthur Dayne, asil ve cesur bir şövalye olarak tanıtıldı. Jaime bile dehşete düşerken o nasıl Aerys’in acımasızlıklarını destekleyebildi?
Okumaya devam edin.
- İlk Daenerys, Daemon Blackfyre ve Dorne prensi arasındaki ilişkide neler olduğunu anlatır mısınız?
Daemon ve Daenerys'in aşık olmasına rağmen, kardeşi kral Daeron, sevgi meselelerinden daha çok devlet meseleleriyle ilgiliydi. Dorne ile uzun yıllar mücadele etmiş ve Yedi Krallığa taciz etmelerini engelleyemedikleri gibi onları Yedi Krallığa katamamıştı. Şiddetin başarısız olduğu yerde, belki de evliliğin düşmanlığa son verebileceğini fark etti ve böylece kız kardeşini Dorne prensi ile ittifak kurmak için kullandı. Bu politik bir evlilik, saf ve basit, Dorne ve Yedi Krallık arasında birliği garanti etmek için uygun bir evlilik. Ayrıca, kız kardeşini ki kendisiyle birkaç çatışması olmuş ve bir çok insanın tahtın gerçek sahibi olarak gördüğü piç erkek kardeşi yerine, Dorne prensine vermeyi tercih etti. Bu da Daemon’u ilk Blackfyre Taliplisi olmasına iten bardağı taşıran son damlaydı.
- Ejderhalarla Dansta, Brandon Stark’ın da Robert gibi kadınlara olan ilgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Brandon'ın da piçleri var mıydı?
Brandon'ın çocuk sahibi olmadan önce öldüğünü söylemek abartı olurdu. Kitaplarda bakire olmadığı tespit edilmiştir. Ziyaret ettiği çeşitli yerlerde küçük snowlar bırakmış olabilir ama kesinlikle açık olan, meşru çocukları olmadığıdır.
- Meereen Düğümünün nasıl vuku bulduğunu artık biliyoruz. Asıl sorun neydi? Örneğin, Dany'nin çeşitli karakterlerle tanışma sırası mıydı, yoksa ejderhaları kim, ne zaman ve nasıl almaya çalışacağı mıydı?
Şimdi bir şeyler açıklayabilirim. Pek çok, birçok faktörün bir birleşimiydi: Xaro'dan Dany gemilerini vermek için teklifle başlayalım, reddedilmesi daha sonra Qarth'ın savaş ilanına yol açacaktır. Sonra şehri sakinleştirmek için Daenerys'in evliliği var. Sonra Yunkai ordusunun Meereen kapılarına gelişi var, çeşitli insanların yoluna çıkma sırası var (Tyrion, Quentyn, Victarion, Aegon, Marwyn, vb.) Ve sonra Daario var, bu tehlikeli kiralık kılıç ve Dany'nin onu gerçekten isteyip istemediğine dair bir soru var; salgın var, Drogon'un Meereen'e dönüşü var ...
Bütün bunlar havaya fırlattığım toplardı ve hepsi bağlantılı ve kronolojik olarak iç içe geçmişti. Drogon'un şehre dönüşü, farklı zamanlarda olduğunu keşfettiğim bir şeydi. Örneğin, Quentyn'in Meereen'e gelişinin üç farklı versiyonunu yazdım: biri Dany'nin evliliğinden çok önce geldi, biri daha sonra geldi ve diğeri evlilikten sadece bir gün önce geldi romanda olan da bu Ve bu farklı varış noktalarının diğer karakterlerin hikayelerini nasıl etkilediğini karşılaştırmak ve görmek için üç versiyonu da yazmak zorunda kaldım. Henüz gelmemiş bir karakterin hikayesi de dahil (Sonra da GRRM neden kitapları bitiremiyor, diyoruz :P ).
- Melisandre neden Stannis'i aradı? Onu alevlerinde gördü ve kendi başına aramaya mı karar verdi yoksa kırmızı rahipler adına bir göreve mi başladı? Rahipler tarafından gönderilen Moqorro ile karşılaştırdığınızda, sanki ikincisi gibi görünmüyor.
Haklısın, Melisandre kendi karar verdi, onun kendi gündemi var.
- Ejderha Kayası temelde volkanik bir ada ve bu nedenle, mağaralarına ne kadar derine girerseniz, o kadar sıcak olur ... ama derinliklerinde bu ısıya neden olan eski Valyri büyüsü olabilir mi?
Ejderha Kayası kalesinin nasıl inşa edildiğine ve bazı yapılarında taşın bir şekilde sihirle nasıl şekillendiğine bakarsanız ... evet, hala Valyria büyüsünün mevcut olduğunu söylemek mümkündür( Targların buradaki büyü yüzünden hastalanmadığı, ayrıldıkları için hastalanmaya başladıkları kuramım daha bir güçlendi :) ).
- Neredeyse her zaman birbirleriyle müttefik olmak isteyen aileler arasında evlilikler görüyoruz. Bu bağlam göz önüne alındığında, Tywin Lannister'in evliliğinin ilk kuzenle olması tuhaf görünüyordu ve hatta Tywin'in ne kadar pragmatik ve hırslı olduğunu düşündüğünüzde daha da tuhaf görünüyordu. Yoksa gerçekten bir aşk evliliği miydi?
Aşk olabilir ama ailenin kanını güçlendirmek için başka bir açık sebep var. Targaryenlar bu politikanın en uç örneğidir: sadece kanın saflığını korumak için aile içinde evlenirler ve böylece taht veya ailenin yönetimi için birkaç aday bulundurma probleminden kaçınırsınız. Beş erkek kardeşiniz varsa ve her birinin birkaç çocuğu varsa iki veya üç nesilden sonra kendinizi otuz potansiyel mirasçı ile bulabilirsiniz: Lannister veya Frey adında otuz kişi olabilir ve bu da çatışma üretir çünkü hepsi taht için kalıtsal kavgalara katılacaklar. Güller Savaşı'nın kaynağı budur; Taht için fazla aday, hepsi Edward III'ün torunları. Beş oğlunuz varsa ve bu tür bir problemden kaçınmak istiyorsanız, belki de en büyük oğlunun ilk doğan kızını üçüncü oğlunun çocuğuyla evlenmek o kadar da kötü bir fikir değildir; kavgalardan kaçınırsınız ve kan birleşik kalır, belki de Tywin'in evliliğinin amacı buydu. Belki Lord Tytos'un fikriydi hatta Tywin'in büyükbabasının fikri bile, evlilik ittifakının tam olarak hangi saatte yapıldığına göre...ancak notlarımı kontrol etmem gerekir çünkü hatırlayamıyorum.
- Valyria’yı görme şansımız var mı?
Belki ama kesin değil. Asıl soru geçmişteki mi yoksa şimdiki mi? (yukarıda vardı bu soru, evet. Kasıtlı tekrar ekledim çünkü adamın kafasındakini çözmeye çalışıyorum ama daha çözemedim. :D)
- Jaime, Diyar’ın tarihindeki en iyi kılıç ustalarından biri. Ned harika bir kılıç ustası denemez, daha çok yetkin bir kılıç ustası demek daha doğru olur, onun yeteneği başka yerde yatıyor. O daha çok iyi bir komutandır(ağabeyi iyi bir kılıç ustası).
(Bundan sonra yine bir İspanyolca çevirisi var ve yine oto sayfa çevirisi kullandım. Malum bu dili bilmediğim için olduğu kadar; çoğu genelde iyi çeviri görünüyor ama kelimelerde anlamsız kaçan noktalar vs. olabilir. Çok karmaşık, devrik olan; çeviriden emin olmadıklarımı çıkartıyorum yazıdan çünkü tamamen yanlış bir bilgi de verilmiş olunabilir, emin olamam.)
- İlk kitaplardan herhangi bir şey değiştirmek ister misiniz?
Ahm ... Bekle ... Neyi değiştirmek isterdim? Tyrion Lannister'ın ilk tanıtıldığı sahneyi değiştirmek isteyebilirim;Tyrion'un bir kapının tepesinden atladığı sahne; bu mümkün değil. O zamana kadar, böyle durumu olan insanlar hakkında çok az referansım vardı ve daha sonra fiziksel zorlukları hakkında daha geniş detaylar öğrendim. Yani bu değiştireceğim şeylerden biri.
- Dördüncü kitaptan, 'Peygamber' veya 'Kraken'in Kızı' gibi takma adlarla bazı bölümleri açığa çıkardınız. Bunu neden yapıyorsun?
Eh ... [Gizemli bir gülümsemeyle uzun zamandır düşünüyor] Bence en iyi bilim kurgu ve fantezi yazarlarından Gene Wolfe'yi tanıyor musunuz bilmiyorum.Eserleri bulmaca ve gizemlerle dolu ve söylediklerine çok dikkat etmeniz gerekiyor.Bir gün ona sorduğumu hatırlıyorum: “Bunu neden kullanıyorsun? Bunun ötesinde daha derin bir neden var mı? ”Ve başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Sadece ironik bir şekilde gülümsedi ve bana dedi ki: “Bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?” Ve ona teorilerimi söyledim.Sonra şöyle cevap verdi: “İlginç…” [Gülüyor].Benden kurtulmak istediğin tek şey bu, ama bunun bir kaza olmadığını söylemeliyim [Gülüyor].
- 2012 yılında 400 sayfasını yazmış kitabın ama ancak 200 tanesi tam manası ile bitmiş (son gözden geçirmelerle yani). Bu durumda şimdi sona gelmiştir inşallah. :)
- Kitabın sonunda herkesi memnun etmeyeceğini biliyorsun, değil mi?
Tabii ki bazı hayranlarımı hayal kırıklığına uğratacağım çünkü nihayet tahta çıkacaklar hakkında teoriler yapıyorlar: kim yaşayacak, kim ölecek… ve hatta romantik eşleşmeleri hayal ediyorlar ama bu fenomeni Rick Nelson'ın sözlerini tekrarlayarak yaşadım: “Kimseyi memnun edemezsin, bu yüzden kendini memnun etmelisin”. Bu yüzden son iki kitabı yapabildiğim kadar iyi yazacağım ve okurlarımın büyük çoğunluğunun bundan memnun olacağını düşünüyorum. Herkesi memnun etmeye çalışmak korkunç bir hatadır; Ben okuyucularınızı kızdırmanız gerektiğini söylemiyorum ama sanat bir demokrasi değildir ve asla bir demokrasi olmamalıdır. Bu benim hikayem ve rahatsız olan insanlar dışarı çıkmalı ve kendi hikayelerini yazmalı; okumak istedikleri hikayeleri.
- Hayran forumlarından uzak durmaya çalıştığını çünkü insanların olanları tahmin ettiğinde hikayeyi değiştirme güdüsü devreye giriyor ama onca ipucunu verdikten sonra bunu yapmanın doğru olmayacağını ve bunun hikayeyi de mahvedeceğini bildiğinden bakmamak en iyi seçenek. “Kitabı o kadar ipucuyla doldurduktan sonra değiştirmek beni yalancı yapar, ben yalancı değilim” diyor(Ama karısı giriyormuş forumlara :P ).
- Sen kötü bir yazarsın çünkü birçok ana karakteri öldürüyorsun. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Şey… Okuyucularımın okuduklarına duygusal olarak katılmalarını istiyorum. Uzaktan okumayı sevmiyorum ve onların gerçekten dahil olmalarını istiyorum ve eğer korkunç şeyler olacaksa; Korkmalarını istiyorum. Bunu yapmanın ötesinde herkesin ölebileceğini belirtmek istiyorum. Benimki, kahramanın güvende olduğunu bildiğiniz, diğerleri gibi tahmin edilebilir bir kitap değil. Kahramanın ne kadar sorun yaşarsa yaşasın, karşılaştığı ihtimaller; o gelecek, çünkü o ... o John Carter, o kahraman. Gerçek hayatta böyle değil ve kitaplarımda gerçekçi olmak istiyorum, bu yüzden kimse kitaplarda güvende değil. Bir yazar olarak amacım her zaman güçlü bir kurgu hikayesi yaratmaktı. Okuyucularımın kitaplarımı ve rahat bir koltukta otururken geçirdikleri harika zamanı hatırlamalarını istiyorum.
- Ama Buz ve Ateşin Şarkısı'nın kahramanı kim ?
Bilmiyorum. Herkes kendi hikayesinin kahramanı ... ve bir düzineden fazla bakış açısı karakterim var ve hepsi kahraman …
- Kitaplarınızın bir başka ilginç yanı da bize Kızıl Tanrının alevleri, Yüce Yürek Hayaleti'nin sözleri veya Ölümsüz Evi'nin vizyonları aracılığıyla birçok ipucu vermenizdir…
-Güler- Onlar spoiler mı? Onların ne demek istediğini anlamak için çok dikkatli bir şekilde bakmanız gerekir. Hepsi de göründüğü gibi değil. Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.”
- Elbette bize yardım etmek için verdiğiniz tüm kehanetlere rağmen hikaye çok öngörülemez …
Kehanetler, kabzasız kılıca benzer, çok dikkatli tutmak gerekir.” diyor ve kehanet işinin kitaba ilginçlik katacağına ama çok belirgin bir mana ile yahut çok kolay anlaşılır şekilde bunu yapmak istemeyeceğinden bahsediyor. Kehanet için Güller Savaşında yaşamış bir lordu örnek veriyor. Beyaz Kule’nin altında öleceğine dair bir kehanet duymuş ve ondan sonra o kuleye bir daha yaklaşmamış; savaşta öldürülüyor ve öldüğü yer de o kulenin resminin olduğu yerdir. “Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.” diye bitiriyor. “Kehanetler beklenmedik şekillerde gerçekleşir. Onlardan ne kadar kaçınmaya çalışırsanız, onları o kadar çok gerçeğe dönüştürürsünüz ve ben bununla biraz eğlenirim.”
- Yani her zaman beklentilerimizi hayal kırıklığına uğratmak istiyorsun, değil mi?
Evet, her zaman niyetim buydu: okuyucunun beklentileri ile oynamak. Bir yazar olmadan önce çok iddialı bir okuyucuydum ve hala öyleyim ve çok öngörülebilir grafikleri olan çok sayıda kitap okudum. Bir okuyucu olarak aradığım şey beni memnun eden ve şaşırtan bir kitap. Ne olacağını bilmek istemiyorum. Benim için hikaye anlatımının özü bu ve bu nedenle okuyucularımın artan ateşle sayfaları çevirmelerini istiyorum: sonra ne olacağını bilmek. Çoğunlukla fantezi türünde, kahramana sahip olduğunuz ve o seçilmiş olan birçok beklentisi var ve her zaman onun kaderi tarafından korunuyor. Kitaplarım için istemedim.
- Serinin ismi neden Buz ve Ateşin Şarkısı? Sur ve ejderhalar ve ötesi için mi?
Bu bariz bir şey ama evet, bundan fazlası var. İnsanlar Robert F.’in şiirinden etkilendiğimi söylüyor, doğru. Ateş aşk, tutku, cinsel şevk ve diğer şeylerdir. Buz ihanet, intikam ve buz… biliyorsun, insaniyetsiz bir soğukluk ve kitaptaki diğer şeyler.
- Bana biraz kadın karakterleri hakkında konuş, çünkü onlar çok çeşitli ... Lady Catelyn, Kraliçe Cersei, Asha Greyjoy, Melisandre, Tarth Brienne ...
Şey ... Farklı olmalılar çünkü farklı yaşam deneyimleri olan farklı kadınlar. Tüm kadınların aynı olduğuna inanmıyorum, erkeklerin hepsi aynı değil. Bence “tüm kadınlar… boş olanı dolduruyor” gibi yaptığınız herhangi bir ifade yanlıştır. Bu tür genellemeler sizi her zaman sıkıntıya sokar, bu yüzden kadın karakterlerimi Westeros'un Yedi Krallığı gibi cinsiyetçi ve ataerkil bir toplumda bile büyük çeşitlilikte sunmak istedim. Kadınlar farklı roller ve farklı kişilikler bulabilirler, bu yüzden farklı yeteneklere sahip kadınlar bir toplumda kim olduklarına göre çalışmak için yollar bulabilirler.
- GRRM savaş karşıtı biri ama “mutlak pasifist” biri kesinlikle değil.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.03 01:59 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 2

annem ''bugün pgibiyatra gidicez oğlum 2 gibi hazır ol.'' dedi. 2 de dilara gönder'in programının başlıycağını eğer izlemessem odamdaki boş cappy kutularının beni yadırgayacağını söyledim. fakat annem oralı olmadı. onu kırmak istemediğimden 1 seferlik ferhat beye görünmeyi kabul ettim. ferhat bey bence benden hoşlanıyor ve bu tüm kargaşanın sebebi bu. beni biraz daha fazla görebilmek için annem ve babamı kullanıyor. onu daha önce görmesem de ona karşı aynı duyguları paylaşamayacağım açık. çünkü pokemon'daki ashten sonra kalbime asla bir erkek almadım. bence bir erkeğin bir erkekten hoşlanması gaylik gibi bir şey.. arada benim de kendimi edward norton, cristiano ronaldo, ankaralı yasemin gibi isimlerle hayal ettiğim olur ama asla bir erkeğe karşı derin duygular beslemem. ferhat beye bunun yanlışlığından bahsetmeye karar verdim ve saat 2'yi beklemeye başladım. bu süre zarfında biraz incide takılmak mantıklı olabilirdi.
not: fight clubın sonundan hiçbir şey anlamamıştım.
saat 2 oldu ve üstümü başımı giyip aşağı indim. annemin kendisine ait bir arabası olmadığından otobüsle pgibiyatrın kliniğinin bulunduğu caddeye gittik. otobüste 70 yaşlarında bir amca sürekli bana bakıyordu. ayakta zor duruyorsun yaşına başına bakmadan neyin peşinde koşuyorsun dedim sessizce. duyan olmadı tabi. kliniğe girdik oç ferhat bizi 15 dakika bekletti. bir görüşme yapıyormuş.. artık ferhat'ın bana duyduğu hislerin gerçekliğine kesin inanıyordum ama ben onla ilgili ne düşünüyordum? bu biraz kafamı karıştırıyordu. sanırım onla ilgili kararımı tipini görünce karar verecektim.o sırada sekreterle hanımla sohbet ettik biraz. bana nasıl olduğumu sordu ben de kız kardeşim merve nin göğüslerinin kendisinin göğüslerinden daha küçük olduğunu belirttim. cevap vermek istemedi.. ama yapabileceğim bir şey yoktu gerçek bu. neyseki ferhat'ın işi bitti ve bizi içeriye çağırdı. acaba nasıl biriydi? ondan hoşlanabilecek miydim? tüm bunlar kafamdan geçerken heyecanla odasının kapısına doğru yöneldim.
not: sekreterin şükran teyzeyle bir alakası olabilir bence.
içeri girdiğimde ferhatın beklediğim kadar yakışıklı olmadığını gördüm. nedenini anlayamasam da buna biraz üzüldüm. ferhat gözlerimin dolduğunu görünce nedenini sordu. lafı değiştirmek için okan bayülgen'in sistem karşıtı durup da nasıl sistemin göbeğinde yer aldığından bahsettim. anlamsızca gülümsedi ve annemin odadan çıkmasını istedi. başbaşa kalmamız için elinden geleni yapmıştı. fakat onla olamayacağımızı uygun bir dille belirtmem gerekiyordu. bana biraz kendinden bahset deyince bunu fırsat bildim ve gay olmadığımı belirttim. yine gülümsedi.. bu adamda bir şeyler vardı. şükran teyze ya da mehmet amcayla bir ilgisi olabileceğini düşündüm. fakat ciddi olmam gerekiyordu. karşımda bir bilim insanı vardı. kardeşimin 12 yaşına gelmiş olmasına rağmen göğüslerinin neden gelişmediğini sordum. bunu neden merak ettiğimi sorunca ömer çelakılın saçlarından söz ederek lafı karıştırdım. bildiğiniz gibi arada böyle zekiliklerim vardır. daha sonra doktor çok ileri gitti. annenle ilgili ne düşünüyorsun? diye sorunca sanane annemden oç dedim ve kapıyı çarpıp koşarak uzaklaştım. salak annem arkamdan bağırarak koşturmaya başladı. ilişkilerinin açık vermesinden rahatsız olmuş olmalı. ben de diyorum babamın tokmakladığı yok yanan amını nasıl serinletiyor bu kadın?
not: babam ömer çelakıl'a boş değil.
o caddede bir park var gittim orda bir banka oturdum. annem peşimden geldi hemen. noldu evladım? dedim. şefkatli tavrından cesaret bulup anne madem bir ilişkin var neden bana bahsetmiyorsun? böyle şeyler tabi olucak, amın var, alımlısın dedim. sokağın ortasında rezillik çıkarttırma bana yürü eve diyor. merak etme annecim benim için önemli olan senin yalan söylememen dedim. sevecen tavrım onu rahatlatmış olmalı ki hiç cevap vermedi. eve gidene kadar konuşmadı. eve gidince sanırım pgibiyatrdan kaçtığımı babama anlatmış. emektar oklavayla çıktı yukarı oç. hayır oklava, sopa, levye türü bir şey kullanmasa da dövebiliyor zaten beni. neden desteğe ihtiyaç duyuyor anlamıyorum. aç kapıyı dedi prensip gereği kuala lumpur'un nerenin başkenti olduğunu sordum. aç kapıyı gibtirme kafanı diye bağırdı. fakat taviz veremezdim. hep böyle yapıyor amk sorumu cevaplamadan odaya girmeye çalışıyor. hala prensiplerime, ritüellerime saygı duymuyor. senin ecdanını gibiyim deyip uzaklaştı. insanın kendi ecdadına küfredebilmesi takdir edilesi bir durum. bu yüzden 1 saniye kapıyı açsam mı diye düşündüm fakat dayak yemeyi göze alamazdım.
not: babamın arabasındaki levyeden annemin haberi var mı acaba?
yeterli eti cinim ve cappy'm olduğundan odadan çıkmak ve dayak yemek zorunda değildim. sabaha kadar incide takıldıktan sonra sabah 5 gibi merve'nin oda kapısının yanına gittim. halini hatrını sordum fakat cevap vermedi. bu evde herkes bana karşı zaten.. kapıyı sessizce tıklattım. merve uyuyordu sanırım. sabah 5'te mastürbasyon yapamayacağına emin olduğumdan ısrarcı oldum ve uyanması için yaklaşık 10 dakika kapıyı vurmaya devam ettim. neyse ki babam ayısı uyanmadı. merve açtı kapıyı günaydın demeden defol dedi. bu kıza ben naptım da bana böyle davranıyor anlamadım. herkesten çok onu düşünüyorum oysa. kırmızı ojelerini alabilir miyim? dedim napacaksın? diyor amk. oje napılır arkaüme sokucam dedim içimden. fakat dıştan söylemedim çünkü merve böyle kötü ifadelerden etkileniyor. neyse bir an önce ojeyi vermesi gerektiğini yoksa gitmeyeceğimi söyleyince çaresiz ojeyi getirdi. mehmet coşkundenizi hiç yatağında hayal ediyor musun? diye sordum ve cevabını beklemeden uzaklaştım. sanırım cevap da vermek istemiyordu. odama çıkıp kırmızı ojelerle burun deliklerimi boyadıktan sonra biraz uyumaya çalıştım. başlarda burnumu biraz rahatsız ediyor ama o halde uyuyunca uykumu daha iyi aldığımı hissediyorum.
not: ela, mehmet coşkundeniz'e vermezdi bence.
sabah erken kalkıp duşa girdim. duşta aklıma ela geldi ve ne zamandır görüşmediğimizi farkettim. uyanınca her zamanki gibi annemin çiçekli bornozunu aldım ve elaların kapısını çaldım. kapıyı yine oç mehmet amca açtı. neden ben gelince kapıyı hep bu herif açıyor anlamıyorum. oğlum bu ne hal? dedi. ıslak bedenimi annemin çiçekli bornozunun sarmasından keyif aldığımı söyledim ve ela evde mi? diye sordum. napacaksın ela'yı? dedi. niyetimi yanlış anlamaması için tiger woods'un bir golften bu kadar parayı nasıl kırdığını merak ettiğimi ve bunu ela'yla tartışmak istediğimi belirttim. böyle zekiliklerim vardır. lafı bir anda istediğim yere çeker, karşı tarafı şaşırtırım. ela yok evde oğlum sen de git üstüne başına adam akıllı şeyler giy dedi. sanırım mehmet amca beni pek sevmiyor. hep ters bana karşı davranışları.. neyse ona karşı olgun davranmaya karar verdim ve eve girdim. annem ve merve kahvaltı yapıyorlardı. yanlarına gidip merve'ye siyah kilotlu çorabın çok yakıştığını söyledim. annem allah senin cezanı versin bu ne kılık? diye bağırdı. amk sanki ilk defa görüyor. her defasında ne bu aşırı tepki.. merve ile bir an göz göze geldik, fakat gözlerini kaçırdı. fakat önce üstümü değiştirmem gerekiyordu. sıra ona da gelecekti.
not: duşta bazen mehmet amcayı düşünüyorum.
akşama kadar odamda incide takıldım. akşam olunca babam geldi. odamdan hiç çıkmadım çünkü bu ara bana karşı sinirli pgibiyatra gitmediğimden dolayı. bu yüzden merve gelene kadar odamdan çıkmadım. kapı sesini duyunca fırladım hemen karşıladım kardeşimi. her zamanki gibi kezban eteği ve boğazına kadar ilikli okul gömleği üzerindeydi. hayır anlamıyorum 12 yaşına gelmişsin artık çocuk da değilsin. insan neden göğüslerini sergilemez? bacaklarının dolgunluğuyla sınıf erkeklerinin dikkatini çekmez? güzel de kız. neden böyle davrandığını anlamıyorum. yemeğini yemeden babamın salonda olmasını fırsat bilip merve'yi yanıma çağırdım. bacak aranı tıraşlıyor musun? diye sordum. abi bak çağırırım babamı diyor. beni böyle tehdit edince çok sinirlendim ve babamın da duyabileceği tonda bir yüksek sesle sen ne biçim insansın? bir kadın kendini bozacak erkeğe bedenini hazırlamaz mı? hadi beni eziyorsun, amını ıslatacak adama da mı saygın yok? dedim. genel anlamda tutarlı ve bilinçli bir insan olsam da arada böyle fevri çıkışlarım oluyor. babam muallaksi fırladı salondan ''öldürücem bu çocuğu kaçarı yok.'' diye üzerime gelmeye başladı. yumruğu yeyince kafamı duvara vurdum. sen nasıl insansın baba? insan bu kadar mı ilgisiz olur evladının sevgi, arkaüne, göğüslerine? dedim. mutfağa bıçağa sarılmaya koştu. durumun ciddileştiğini farkedince hemen odama çıktım ve kapıyı kilitledim. yerli yersiz sinirleniyor iyice yaşlandı artık bu adam amk.
not: merve bazen evin içinde şortla geziyor.
ertesi gün annemin gün arkadaşı hatice teyze bizdeydi. eteği dizinin 2 karış altında olduğundan sadece ayakları ve ayak bileği görünüyor hep. ve bu onu çok çekici yapıyor bence.. bunu kendisine de söylemek için aşağı indim. salona girince annem yüzünü astı, hatice teyze nasılsın oğlum? dedi. konuya hemen giriş yapıp düzeysiz görünmemek için üniversitedeki kızının nasıl olduğunu sordum. çok iyi sağol dedi. tutamadım kendimi üniversite ortamı da iyidir haaaa deyip pis pis gülümsedim. annem gitmemi işaret edince kafamdaki konuya sonra giriş yapmaya karar verdim. hınzır bir adamım açıkçası.. biraz zeki olduğumdan kafamdan çok fazla düşünce geçiyor ve söylemeden edemiyorum çoğu zaman. bu tespitlerim gelen misafirleri/arkadaşları/akrabaları memnun etse de sebebini anlayamadığım bir şekilde ailem çok rahatsız oluyor.o da onların bana karşı besledikleri ön yargı ve kin duygusuyla alakalı sanırım. neyse o gün kafamda daha önemli bir mesele vardı ve bu annemle konuşulacak dert değildi. o yüzden dolaptan biraz mandalina çalıp odama çekilmeli, babamı beklemeliydim. mandalinaları zulaladıktan sonra zaman geçirmek için biraz inci'ye girdim.
not: hatice teyzenin kızı ferhat'ın eski sevgilisi galiba.
inci'de ateistlere dinci gibi görünüp, dincilere ateist gibi görünüp yaklaşık 38 kavgaya karıştıktan sonra babamın sesini duydum. apar topar inip baba ciddi bir meselem var konuşmamız lazım dedim. senin ne ciddi meselen olur lan puşt? gibi seviyesiz bir cevap verdi. şu adam 2 dakika insan olamıyor. ayaküstü olmaz gel benim odamda konuşalım dedim. odam kilot koktuğundan gelmek istemedi ve salona yöneldik. bak baba dedim, aramızda hır da çıksa, kavga da olsa sen benim babamsın. seni severim.. dedim. ee? dedi yine gibik bir ifadeyle. adam tam bir oç. hayır babaannemi tanımasam haksızlık mı ediyorum lan acaba? diyecem ama eminim amk tam bir oç. bak baba dedim kulaklarını iyi aç şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle.. dinliyorum oğlum dedi. beni çok rahatsız eden bir mevzu var dedim. he söyle söyleyeceksen diyor oç. baba dedim dün gazete okuyordum selena gomez adlı bir kızın fotoğrafı vardı. kız 11 yaşında ünlü olmuş ve o zaman da gayet sexymiş. benim kardeşim 12 yaşında ne zaman sütyen giyecek bu çocuk baba? gözüme uyku girmiyor dedim. tam ''girmiyor'' derken elindeki çayı üzerime fırlattı oç. yandı her yerim amk.. gibiyim senin gibi babayı artık dövemezsin beni dedim ve tokadını savurup odama çıktım. göğüs bölgem çok acıyordu amk.. zaten bu babamın 2 şeyle derdi var. biri ben diğeri de kız kardeşimin göğüsleri. hasta oç 2 dakika mantıklı olamıyor.
not: kız kardeşim inci sözlüğü biliyor mu acaba?
sabah kalktım ve 2. kata, firuze teyzelere indim. mevsimler nasıl oluşur? diye sordum, cevap veremedi. çabuk pakize suda soruyor mevsimler nasıl oluşur? dedim. oğlum git sabah sabah diyor.. manyak mıdır nedir amk. insan gibi bir şey soruyoruz neyin havasındasın? şükran teyze kocanla yatıyor diye sinirliysen git hıncını ondan al bana niye patlıyorsun? neyse indim bahçeye baktım ziyalar yok tekrar yukarı çıktım. bahçe dışına tek başıma çıkmama ailem pek sıcak bakmıyor. beni düşünerek böyle söylediklerini bildiğimden ben de pek diretmiyorum bu konuda. neyse odama çıkınca eti cinlerimin bittiğini farkettim ve babamı uyandırmaya karar verdim. ''salim kalk bak kaç oldu.'' dedim belki annem sanır da hemen uyanır diye. arada böyle zekiliklerim vardır. insanları aklımın labirentine sokar, orada kaybolmalarını sağlarım. baktım uyanmıyor kelinden öptüm ve baba uyan eti cinlerim bitmiş dedim. bu kez açtı gözlerini ne var oğlum? diyor. 40 kere mi söyleyecez bir şeyi amk. eti cinlerim bitmiş baba kalk al da gel dedim. hamalın mıyım lan oç? bu saat ne? 7 buçukta adam mı kaldırılır? diyor. amk bütün derdi benle muallaknin. mutlu olmayım diye elinden geleni yapıyor.
not: mehmet amca firuze teyzeye neden bu kadar soğuk bir türlü anlamıyorum.
neyse gittim odama merve'nin sınıf arkadaşlarının facebook profillerine baktım. ne paylaştılarsa beğenip, duvarlarına sinan erdem spor salonunun fotoğraflarını attım. biraz da incide hassas konularda provakatif başlıklar açıp ilgiyi üzerime çektikten sonra merve'yi uyandırmaya gittim. kapıya hiç yüz vermedim ki tavrımı anlasın. yaklaşık 10 dakika tıklattım açmadı bu kez. göğüslerinin en çok günün bu saatlerinde geliştiğini bildiğimden fazla üstelemedim ve ne zamandır üzerinde çalıştığım bir fikri eyleme geçirme kararı aldım. yerel disk (c:)> windows > help > mui klasöründe sakladığım annemin 2004 kemer tatili fotoğraflarını yazıcıdan çıkarttım. normal fotoğrafları cama, bikinili olanları apartmanın girişine astım. amk 3. kattaki adını hatırlayamadığım oç geldi tam o sırada. oğlum napıyorsun sen? bunlar ne? annen mi o? falan gibilerinden birkaç laf etti. sanane annemden ne biçim konuşuyon oç dedim ve hızla uzaklaştım. o gittikten 5 dakika sonra inip kontrol ettim resimler yerlerinde duruyordu. konuşacağı lafı seçemeyen bir adam olsa da emeğe saygısı varmış, takdir ettim. neyse aşağıyı kontrol ettikten sonra odama çıkıp bir cappy açtım ve olacakları beklemeye başladım. fakat oç babam eti cinlerimi almadığından karnım çok açtı. aşağı odaya inip bu sefer annemi uyandırmak mantıklı olabilirdi. ''anne irfan değirmenci ile günaydın türkiye'ye sormak istediğin bir soru var mı?'' dedim, sesi çıkmadı. amk bu evde niye kimse adamdan saymıyor beni.
not: irfan değirmenci annemin bir arkadaşının sınıf arkadaşıymış.
neyse ki yarım saat sonra annem kalktı da bir şeyler hazırladı. çok nadir onlarla aynı sofraya otururum ama bu kez çok açtım yapacak bir şey yoktu. kahvaltıdan sonra odama çıkıp saba tümer'in bugünki konuklarını merak etmeye başladım. tadı çıksın diye 15 dakika tv yi açmadım ama en sonunda dayanamadım. tv sıktıktan sonra youtube'a girip enrique iglesias'ın hero klibinin url sini ezberledim. ben ezberimi pekiştirmeye çalışırken kapımız çalındı. koştum ben açtım gelen oç 1. katmış. unuttum adını muazzez mi ayşe mi ne öyle bir ismi vardı kadının. oğlum annen evde mi? dedi. normalde bu tip soruları hoş karşılamam ama sabır gösterip noldu? diye sordum. o resimleri kaldırdım da sen asmışsın belli ki, annenle konuşmam gerekiyor dedi. ayıp zeliha teyze bu saatte insan rahatsız edilir mi? deyip kapıyı kapatmaya yeltendim. ama annem sanırım duymuş konuştuklarımızı ne resimleri, ne oldu? diye yanımıza geldi. ben olayın nereye varacağını anlamıştım. böyle zekiliklerim vardır. geleceği insanlardan önce öngörüp ona göre tedbirimi alırım. buna çok şaşırırlar. odama sıvıştıktan sonra annemin bana bağırdığını duydum ama ne dediği anlaşılmıyordu. şimdi bir de 1. kattaki kadın çıktı amk. ona ne yaptım? o niye şimdi kuyumu kazmaya çalışıyor? anlamış değilim. sesten babamın uyanması an meselesiydi. merve uyanmazdı herhalde çünkü göğüsleri gelişiyordu.
not: i can be your herooooooo, baabbbbyyyyyyyy
babam uyandı ve olayı duyar duymaz merdivenleri ikişer ikişer çıkarak odama geldi. adama kilo verdiricem amk.. lan şerefsiz, lan ahlaksız yine mi yaptın lan? seni bela mı gönderdi allah lan? falan gibi 1-2 laf ederek yumruğu suratıma yerleştirdi. kapıyı kitlemeyi akıl edemeyen beynimi gibiyim. yerde 1-2 dakika tekmeledikten sonra kündeye geçip 3 puan da oradan çıkardı. baba sessiz ol merve'nin göğüsleri büyüyüor dedim ama dinleyen kim amk. verdi veriştirdi.. annem geldi de ayırdı allahtan. durum bu kez ağırdı biraz.. sol gözümü açamıyordum bu babam tam bir oç. ben uyardım amk yaparım dedim anlamadınız. sinyallerini vermiştim bunun. kalk dedi gibtir olup gidiyorsun bu evden. gibtir falan ne biçim konuşuyon baba? deyip konuyu dağıtmaya çalıştım. arada böyle zekiliklerim vardır. beklenmeyen anda beklenmeyen tepkiler vererek karşıdakinin beynini ikileme düşürür, durumdan faydalanırım. fakat bu kez işe yaramadı. kalk gidiyorsun falan dedi tutuyor kolumdan oç. eti cin almassan gitmem deyip dışarıda kalacağım sürenin erzağını garanti almaya çalıştım fakat eticinini giberim diye karşılık verdi. kolumdan tuttu apartman bahçesinin dış kapısına kadar sürükledi oç millet bize bakıyor. o sırada millet beni teorik devrimci sansın da rezil olmayım diye ''baskılar bizi yıldıramaz.'' sloganı attım. dediğim gibi böyle zekiliklerim vardır. insanlara durumun aslında göründüğü gibi olmadığını anlatıp onların kafalarını karıştırırım. bu onları şaşırtır. babam bahçe kapısını da kapattı. bu kez gelmeyeceksin bir daha dedi. çok duyduk amk haziranın ortasında merve duş alırken banyo kapısını kırdım diye de atmıştı evden. yer miyiz biz? yemeyiz. geçiririm 1 gün bahçede nolacak amk dedim. tek sorun eti cin yetersizliğiydi.
not: ela teorik devrimcilerden hoşlanıyorsa bu iş ekmeğime yağ sürdü.
günü bahçede geçireceğim belliydi. babamın siniri kolay kolay geçecek gibi görünmüyordu. durumu kabullenip merdivenlerin başında beklemeye başladım. 1-2 saat sonra ela geçti önümden. merhaba ela dedim, noldu napıyorsun burda? dedi. bu konu onurumu incittiğinden spiritüalizmin ve ona inanan insanların gereksizliğinden bahsederek konuyu dağıttım. bilirsiniz vardır böyle zekiliklerim. ben anlamıyorum seni dedi arkasını döndü ve yürümeye devam etti. arkasından fatih ürek ve sahrap soysal hafta içi her gün “8 numarada şenlik var!” diyor… tv8 diye bağırdım. ses etmedi.. yukarı çıkmaya cesaret edemiyordum. bugünlük biraz beklemeli babamın sinirinin geçmesini beklemeliydim. firuze teyze geldi al oğlum çorba yaptım sana da getirdim dedi. eti cin var mı? diye sordum yokmuş. tamam teşekkür ederim firuze teyze dedim. hah oğlum şöyle konuşsan herkes çok sever seni diyor, yüz buldu oç. yine de kabalık etmeyip konuyu değiştirmeye çalıştım. mustafa karadeniz yıllardır bıkmadı di mi saçma sapan kamera şakaları yapmaktan? dedim, cevap vermedi. fakat gitmesi gerektiğini anlamıştı. ben de çorbaya yumuldum. bitirince de kapısının önüne bıraktım tepsiyi.
not: mustafa karadeniz'in orta dişi çürük.
öğlene doğru hava biraz ısındı da işim kolaylaştı amk. oç babamdan ses seda yok.. gelse almaya çalışsa gönlümü affederim ha, kızgınlığım da geçti. ama cesaret edemiyor olabileceğini düşünüp akşamı beklemeyi tercih ettim. bir baktım merve geliyor, okul kıyafetleriyle. saat de öğlen olduğuna göre kesin okula gidiyor bu dedim. böyle zekiliklerim vardır. ilk bakışta görülemeyecek şeyleri herkesden önce farkeder, ona göre pozisyon alırım. neyse baktım etek yine bileklere kadar amk.. merve sizin okulun çıkışında jöleli dik saçlı yakışıklı çocuklar bekliyor mu? dedim. yok abi dedi.. oha amk nasıl okul ora? bir ara gelip hocalarınla ve nöbetçi öğrenciyle görüşmem lazım dedim. niye beklesinler abi? ne diyorsun sen? falan dedi amk gerizekalı bu kız bir gibten çakmıyor. bak dedim eğer öyle çocuklarla karşılaşırsan onlara taqıl hayatını yaşa xd dedim. xd ne abi diyor sonra bana mal derler. şunu arkaürsünler doktora amk. mağarada yaşıyor sanki.. lafın bir yere varmayacağını anladığımdan konuyu bağlamak için sporda şiddet yasasından rahatsız mısın? dedim. off abi gidiyorum ben dedi. farkında olmadan tartışmayı istedğim noktaya getirdim. böyle zekiliklerim vardır.
not: nöbetçi öğrenci ile aziz yıldırım tanışıyorlar... eminim.
  1. katın bankacı büyük kızı indi merdivenlerden. baktım fular takmış. edit: imla dedim bir gib anlamadı amk. ironiden anlamayan nesle aşina değilim dedim, hala takmadı amk yürümeye devam ediyor. bugün de herkes garip diye düşünmeye başladım içimden. oturmuş önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşünürken şükran teyze'nin salon camlarını silmekte olduğunu farkettim. seslenmeden dikkatini çekmeli, cool görünmeliydim. çocukluğumdan beri üzerinde çalıştığım ankaralı yasemin dans figürlerini sergilemeye başladım. böyle zekiliklerim vardır bildiğiniz gibi. dikkatini çekmeyi başarmıştım. oğlum napıyorsun, açlığın var mı? dedi. anne şefkati göstererek bacaklarını izlememe engel olamassın dedim. girdi içeri.. hepten sıkılmaya başlamıştım amk. babamdan da ses seda yok. bari 1. kata çıkıyım da eti cin'i var mı soruyum dedim. babamın msn'den görüştüğünü kadın açtı kapıyı.. eti cininiz var mı dedim? bir şaşırdı, yok dedi. babama söyleseniz de beni eve alsa keşke, sizi dinler dedim. oğlum bak git.. annene söylerim söylediklerini, rahatsız etme beni dedi. annemi karıştırma oç deyip bahçeye kaçtım.
not: 1. kattaki kadın babamı mehmet amcayla aldatıyor olabilir.
neyse amk hava karardı da oç babam daha fazla dayanamayıp indi aşağıya. utandırmamak için o bir şey söylemeden tamam geliyorum dedim. çıktım yukarı baktım annem çorba yapmış, yumuldum sofraya. sonra odama çıkıp inci'ye girdim. birkaç provokatif başlık açıp, biraz illüminatiden bahsettikten sonra tetrisin başına oturdum. babam geldi o sırada kapıyı tıklattı. kill bill 3'ün vizyon tarihini sordum, bilemeyince almadım içeri. ne halin varsa gör amk deyip aşağı indi. onun salona girdiğinden emin olduktan sonra sessizce aşağı inip merve'nin odasına gittim. kapıya önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu sordum, cevab veremedi. merve sesimi duymuş olacak ki açtı kapıyı. buyur abi ne var? dedi. önemli'in facede paylaştığını gördün mü koptum * dedim. abi önemli de mi ekli sende? diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı. merve hala abisinin kim olduğnu anlayamamış. yemedim tabiki.. böyle zekiliklerim vardır. benim silahlarımı bana karşı kullananların cezasını aklımla veririm. önemli'in babasıyla annem tanışıyor mu? dedim. yok nereden tanışsınlar diyor. bu annem çok fena kadın. kızı da tembihlemiş amk ağzından laf alınmıyor.
not: illüminati ve önemli'in babası annemin peşinde olabilir.
gittim anneme dedim anne bugün 1. kattaki kadına gittim. ne diller döktü babamla msnde görüştüklerini sana söylememem için dedim. ne olursa olsun o benim annem. bilmeye hakkı var.. saçmalama oğlum git başımdan diyor amk. bu kadın ağır gerizekalı. neyse üstelemeyip yarın alışverişe gitmemiz lazım anne dedim. niye? dedi. cevap vermemek için bugün ne giysem'in program müziğini mırıldanmaya başladım. böyle zekiliklerim vardır. tartışma istemediğim noktalara kayınca aklımla olaya müdahil olur, işleri yoluna sokarım. neyse yarın gidicem ben gelirsen 1 buçuk gibi hazır ol dedi. bir şey söylemeden gidiyor görünmemek için ''kim, kiminle, nerede, ne zaman ve nasıl yakalandı? ünlüler dünyasından çok özel haberler, flaş gelişmeler, müthiş ayrıntılar! meral kaplan'ın sunduğu "süper kulüp" pazar 23.30'da fox'ta!'' diye bağırdım ve koşarak odama çıktım. eti cinim yoktu, inci de sıkıyordu. ben de uykum gelene kadar oturup rasim ozan kütahyalı'nın ne gibime derman olduğunu düşünmeye başladım.
not: meral kaplan ve barbaros şansal tanışıyorlar.
eve gittiğimizde merve'nin okuldan geldiğini gördüm. çünkü kapıyı bize o açtı. nasılsın merve? dedim. iyi abi dedi. bana nasıl olduğumu sormayacak mısın? dedim. öğrensin böyle şeyleri amk.. kaç yaşına geldi hala adama hal hatır sormayı bilmiyor. of peki abi nasılsın? dedi neyseki. filistin gibiyim işte... biraz sürgün, biraz yaralı, hep endişeli. dedim. cevabım onu etkilemiş olacak ki gözleri doldu, bir yutkundu sanki. arkasını dönüp gidiyordu ki gergin atmosferi dağıtmak için gel dedim bak sana ne hediyeler aldım. aman abi istemiyorum diyerek odasına yöneldi. görgüsüz bu kız.. babamdan korkuyor herhalde. geçen sene doğum gününde merve'ye sigara tabakası, çakmak ve permatik aldığımdan beri kıza hediye almamı yasaklamıştı oç. ama duramadım işte.. hemen koşarak kapıyı kapatmasına izin vermedim ve araya ayağımı koydum. böyle çevikliklerim vardır. beklenmeyen anda 1-2 adım hızlı atarak insanlardan öne geçerim. dur dedim hele bir gör hediyeleri.. istemiyorum abi dedi. kızım görgüsüzlük yapma bakmazsan birkaç sorumu cevaplamak zorundasın deyince aldı içeri. o sıra kapı bir şey diyecek oldu, daha önemli bir meseleyle meşgul olduğumdan cevap vermedim. neyse ayşin shoptan aldığım her renkten, her zevkten hanımlara uygun 8 çeşit sütyeni çıkardım poşetlerinden. abi bunlar ne? sen nasıl bir manyaksın? diyor amk. benle eddie murphy dublajı gibi konuşma patlatırım ağzına dedim. abi sanane benim göğsümden, sütyenimden yeter diye bağırıyor kevaşe. bak dedim her rengi, çeşidi var. seni düşündük aldık ayıp ediyorsun dedim, bağırmaya başladı. annem ne var yine? diyerek odaya yönelince kapı çabuk kitlen, kapı hadi, kapı nolur dedim. oç beni dinlemedi, annem içeri girdi kovdu beni odadan. bu kapı da ayrı bir alıngan oldu amk. herkes bir garip.. 2 dakika daha önemli meselemiz vardı cevap veremedik oç neyin tribindesin? herkes bana karşı zaten. neyse çaresiz odama çıktım.
not: ayşin shoptaki kızla kavga ettiğime de değmedi amk.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.13 14:49 fevkalbesher EROTODİDAKTİK HİKAYELER: BAYAN ÇALIŞANIMI İKNA ÇABAM

Merhaba. Ben 35 yaşlarındayım. Ben kumar bağımlısı bir iş adamıyım adımı söyleyemeyeceğim çünkü dışarıda bilinen iş adamıyım. Bir gün yine ofisimde çok çalışmıştık ve saat de epey geç olmuştu. Ofisimde çalışan sarışın bombayı te ne zamandır kafama takmıştım. Onu istiyordum. O akşam işlerin çok uzaması nedeniyle sarışın bombaya: “sarışın bomba hanım, size bir iyi bir de kötü haberim var önce hangisini istiyorsunuz?” diye sordum. “Siz hangisini arzu ederseniz bu bana uyar.” dedi. Sanırım odada o da artık aramızdaki şeylerin farkına varmış gibiydi.
Gelin size şu bahsettiğim sarışın bombayı biraz anlatayım. Giydiği iş kadını kıyafetleri kendini tamamen seksi kılmasını sağlıyordu. O iki-üç düğmesi açık gömleğini zorlayan iri ve dolgun göğüsleri beni ve tüm şirket çalışanı erkekleri de mahf ediyordu ve vücut hatları da onu çok güzel yapıyordu.
Neyse. “Ben iflah olmaz bir kumarbaz olduğumdan sana bir soru soracağım bilirsen mesaiye kalmazsın. Bilemezsen benimle sabaha kadar yorulacaksın” dedim ona. Ona laf arasında mesaj vermek istedim. “Ben her türlü soruya açığım.” dedi. Hay hay diyerek sorumu sordum: “Bir adam varmış ve çok mutsuzmuş ama bir gün inanılmaz mutlu olmuş neden?” diye sordum. O da, “bu tarz soruları neden hep bir adam varmış bir adam varmış diye soruyorlar?” dedi. Ben de “beni-bana cevap vermedin sarışın bomba” dedim. “ben sizin dilinizden anlamıyorum sanırım” diyip bana gülücük ve öpücük karışımı bir şey attı. Bana attı. Konuşmalarımız iyice hararetlenmişti akşam saatin ilerlediği vakitlerde aynı zamanda sıkılmamızdan dolayı muhabbetimiz koyulaşmıştı. Konu ister istemez cinselliğe gelmedi. Ben de oraya getirilmesi için ona biraz edebiyatsal konuştum.
-biz dili ve konuşmayı birbirimize bir şey anlatmak için değil gerçek düşüncelerimizi saklamak için kullanıyoruz. Karşımızdakine hava atmak için. Kendimizi sanki çok şeymişiz gibi kendimizi süsleyip püsleyip satmak için kullanıyoruz. Kültürümüz sağlıklı bir düşünme ve sorgulama ortamı yaratmadığı gibi duyu organlarımızı bile asli görevlerinden azad edecek kadar hasta ediyor. Rahmetli Platon... Rahmetli Platon da... Rahmetli Platon bilgi sadece akla dayanır derken bunu kast etmiyordu rahmetli. Bir de biz dilimizi başka birinin organına -ağız olur başka bir organ olur- onun içine sokup çevirmek karıştırmak için kullanıyoruz. Bayanların içine özellikle. Zevklenmek için.
Bu sözlerim onu etkilemişti. “Sanırım şu an alt tarafımdan bir miktar zevk likiti geldi benden.” dedi. Ben de “ben de” dedim. “benden de” dedim. Sarışın bomba bana doğru yaklaşmıştı. Çok iri gibi olan göğüslerini bana dayamıştı. Ellerim kalçalarındaydı ve ellerimle sıktırıyordum. Artık patlama için geri sayım başlamıştı. 3... 2... 1...
**telefon çalar**
Alo? Evet buyrun, benim. Hea. Evet ben apartman yöneticisiyim ama... He tamam. Olur. Iıı... En dış kapının o zinciriyle ilgili bi problem var ondan dolayı sıkıntı yaşanıyo ama siz... he siz taşınmak için... ya şöyle söyliyim benim bel fıtığım var açıkçası... bi de yani yaşlıya ellememek gerekiyor yani zaten bu corona nedeniyle haberleri falan görmüşsünüzdür yaşlıları ellemeyin deniyo her yerde. Sağlık bakanlığı... Evet de... ya tamam benim apartman yöneticisi... beyefendi anlıyorum da siz zaten gelmiyorsunuz siz alt katta başka, zaten, dükkan olarak kullanmıyo musunuz? E tamam yani ben ama bu olağanüstü bi hal de olsa bu sorumluluğu alamam üstüme yani ben, elleyemem dediğim gibi. Çıkaramam yukarı. E iyi tamam o zaman beyefendi tamam ben de bubgj... Tamam seçime gidelim yeni yönetici seçelim. Ya lütfen benim... tamam ben şu an biraz meşgulüm, akşamüzeri tekrar konuşabiliriz istiyosanız, zaten yarınmış. Tamam, sağ olun. Tamam sağ olun teşekkürler.
**konuşma biter, erotik ve düğün şarkısı karışımı müzik tekrar başları**
Sarışın bomba ile geri sayım sona geliyordu. Tam o sırada şirketimizin diğer bayan çalışanı olan bayan hışımla odamıza girdi. “Tüm konuştuklarınızı duydum. Burada zevkleneceksiniz. Fakat biz burada çok az maaşla çalışıyoruz. Onun için siz iş adamı olmanızdan dolayı cinsel manada biz bayanlar olarak etkileniyoruz. Sarışın bombanın sizinle etkilenmesi tamamen bu sebeplerden dolayı. Ben sizi kameraya çektim. Benim de sizi dinlerken benden de zevk sıvısı geldi. Üçlü yapacağız.” dedi. He bir de “ayrıca sarışın bomba sen hani sistittin yalancı kadın?” dedi. Ben de “benim konuşmalarıma ve sarışın bombaya sistit diyemezsin. Ben herkese de az da versem aynı, eşit maaşı veriyorum. Maaşınızın bir kısmını elden veriyorum ama erkek bayan ayırmıyorum.” dedim. “ya o öyle değil sistit başka, bir bayan hastalığı. Sen seksist mi anladın, ne anladın?” dedi. Diğer çalışan bayan beni bilgisiyle çok etkilemişti. Onu hemen oracıkta halletmek ve gerisinden becermek istemiştim. Nabzım erkekliğimde atıyordu resmen o an ve “git onu bize getir seni sersem” diyordu bana. Bağıışmaları duyan başka bir sekreter bayan da geldi. “aaa siz burada mıydınız? Ben de televizyon açık kaldı herhalde işadamıbey’in odasında diye geldim.” görünüşe göre o gün kimse yok sandığım ofiste birçok kişi varmış. Son gelen sekreter bayan oldukça diri vücutlu ve olgundu ve sanırım içine iç çamaşırı olarak hiçbir şey giymemişti diye düşündüm. Adeta diğer iki bayanı yollamamı ve onunla olmamı ister gibi, her zamankinden daha değişik gibi bakmıştı bana. Sarışın bomba ve diğer çalışan bayana dışarı çıkın dedim. Sekreteri istiyordum, son kararımdı. Sekreter elindeki dosyaları düşürmüştü ve arkası dönük bir şekilde bana domalmıştı. Ben de hemen yanına gittim, tam onu kavrayacakken:
-keşke sizi daha yakından tanıyabilseydim, dedi. (en başından beri konuşulanları duymuştu) ataerkillik sadece kadını değil erkeği de bastırıyor, hadım ediyor. Erkeğin erkeği erkeklik üzerinden hadım ettiği sistemde piramidin en tepesindeki ezenin aslında en büyük ezilen olduğunu anlamak güç değil. Ve de bu büyük ezilenin zulmü de dehşet verici olur. En yakın zamanda bal kovanıma çomağını sokman lazım.
Dedi ve elime bazı kağıtlar verdi. Ve bana öpücük attı.
-buna imza atmanız lazım. Ilaçlamacılar geldi, alt kattalar. Başlayacaklar şimdi ilaçlamaya.
Şaşırmıştım ve de olanlar olmuştu. Ben ilaçlamayı tamamen unutmuştum. Ama daha sonra sekreter bayanla kesin zevk arkadaşı olmak için sözleştik. Bu anının yeri bende çok büyüktür, hatırladıkça hep heyecanlanırım bu anıyı.
submitted by fevkalbesher to kopyamakarna [link] [comments]


2019.09.23 10:52 phoenix9334 yardımınıza ihtiyacım var kafayı yicem beyler

4 yıllık sevgilim vardı benim. en başından anlatayım biz bununla internette tanıştık. ayrı şehirlerdeyiz. 6 ay boyunca konuştuk ben bununla ciddi düşünmeye başladım. 6 ay sonunda onu ailemle tanıştırmak için benim oturduğum şehire çağırdım. Annem ona kahvaltı falan hazırladı gittim otogarda karşıladım. Eve getirdim kızı. Kahvaltıda erkek kardeşimi süzdüğünü gördüm. Yalnız kaldığımızda ona doğruyu söyle erkek kardeşim mi ben mi daha yakışıklıyım senin gözünde dedim. Kardeşin dedi. Ben buna bayağı bozuldum ama belli etmedim sonradan tartışmasını yaptık bana kimse brad pitt değil angelina jolie değil diyor. Neyse beni bir şekilde beni sevdiğine ikna etti. Birlikte tatile gittik aileler tanıştı ciddiyiz yani. Bu kızın instasında çok fazla erkek var ve her buluştuğumuzda story fln atıyor. Benim instadaki kız arkadaşlarımı sildirince ben de o erkekleri sildirttim. Morali bozulmuş olmalı ki en ufak şeyde arkadaşlarımı da sildirttin zaten hani üzüldüğümden değil ama falan demeye başladı. Sonra benim buna karşı olan şüphelerim arttı insta şifresini istedim. Bir kaç kez de yol verdim bu kıza aradı telefonda ağlayarak affettirdi kendisini. İnsta benim özelim ben senin şifreni istiyor muyum dedi. Dedim ki benim sana olan güvenim sarsılıyor güven tazelemek için istiyorum şifreyi 3 yıldır senden ne zaman şifre istedim dedim. Allem etti kallem etti şifresini vermedi. Sonrasında ne zaman bununla sohbet etmek istesem şu işim var bu işim var diye oyalayıp durdu beni. Sonra bi erkeği eklediğini gördüm instada bu kim diye sordum istanbuldan akrabamız dedi annesine de ses attırıp teyit ettirdi. Meğer aynı isimde başka bi akrabaları varmış gördüğüm çocukla 2 hafta boyunca flört etmiş. Çocuk buna kanmış aşık olmuş buna sonra benim fotoğraflarımı görmüş ve sorgulamaya başlamış. Kız da bu çocuğa eski erkek arkadaşım kanserden öldü diye yalan uydurmuş. Çocuk benim instayı bulup bana ulaşıyor ve ssleri atıyor. Benim kan beynime sıçradı. Anında bastım tekmeyi. 3 ay geçti aradan ve her hafta her yerden engellediğim halde bana yazmaya devam ediyor. Biz bununla twitch yayını açıyorduk yayına bi arkadaşı gelip buna aşkım demişti. Bu ne ayak demiştim silmişti çocuğu. Ben bundan ayrıldıktan sonra o çocuğu geri eklemiş o çocuğun yayınlarını gidip izlediğini gördüm. Bu bana pişmanım yazdıkça ona bunları söylüyorum sana aşkım diyeni geri eklemişsin bu nasıl pişmanlık diyorum ve bana dediği şey şu çocuk nişanlı evlenicek onunla kötü bi konuşmam olmadı. Kanser değil mi beyler? ben napayım gidip vurayım mı bunu bi akıl verin kızı salıyorum hem peşimi bırakmıyor ama hala orospuluk peşinde
submitted by phoenix9334 to KGBTR [link] [comments]


2019.07.06 11:55 Haberfutbol24 6 Temmuz 2019 Cumartesi Transfer Haberleri

6 Temmuz 2019 Cumartesi Beşiktaş Transfer Haberleri
Quaresma'nın yeni takımı belli oldu!
Beşiktaş'ta Ricardo Quaresma düğümü çözülüyor. 35 yaşındaki yıldız, İbrahimovic'in de formasını giydiği MLS ekibi Los Angeles Galaxy'ye gidiyor Teknik direktör Abdullah Avcı'nın yeni sezon kadrosunda istemediği Ricardo Quaresma, siyah-beyazlı renklere vedaya hazırlanıyor. Beşiktaş'la 1 yıllık sözleşmesi bulunmasına rağmen yönetimle de sorunlar yaşayan 35 yaşındaki Portekizli yıldızın ayrılık kararı aldığı ve Amerika'ya yelken açacağı belirtildi. Quaresma'nın, kendisini çok isteyen MLS ekibi Los Angeles Galaxy'nin teklifini kabul ettiği öğrenildi. Portekiz'in A Bola Gazetesi de bu flörtü doğruladı.
BAŞKAN ORMAN'LA ATIŞMIŞTI!
Gazete, Portekizli futbolcunun ABD takımına giderek İbrahimovic ile takım arkadaşı olacağını yazdı. Q7, alacakları ödenmediği için geçen ay Beşiktaş'ı FIFA'ya şikâyet etmiş, Başkan Fikret Orman'ın da "Parasını verin gönderin" restini çektiği iddia edilmişti. Ricardo Quaresma da Instagram hesabından, "Eğer beni istemiyorlarsa bir toplantı yapmaları yeter" mesajını gönderip tatilin yolunu tutmuştu.
Transferde son 20 yılın en sessiz Beşiktaş'ı!
Beşiktaş, ezeli rakipleri hareketli bir transfer dönemi geçirirken sadece bir oyuncuda mutlu sona ulaştı. Zorunlu satın alma opsiyonu nedeniyle Ljajic'in bonservisini mecburen alan siyah-beyazlıların biten tek transferi Tyler Boyd oldu. Süper Lig'de 2019-20 sezonu birinci transfer ve tescil dönemi 17 Haziran'da başlarken aradan geçen 19 günlük süreçte Galatasaray 6, Fenerbahçe de 4 oyuncuyla anlaşmaya vardı. Transferde son 20 yılın en sessiz sezonunu yaşayan Beşiktaş ise zorunlu satın alma opsiyonu olan Adem Ljajic'in bonservisini aldı. Siyah-beyazlılar, Guimaraes ile de Tyler Boyd için 2.4 milyon Euro karşılığında anlaşmaya vardı. Ljajic sayılmazsa Yeni Zelanda asıllı ABD'li yıldız, Kara Kartal'ın bitirdiği tek transfer oldu.
BEDELSİZ OYUNCULAR REVAÇTA
Ekonomik sorunlar nedeniyle Süper Lig takımları genelde bedelsiz oyunculara yönelirken Galatasaray 6 transferin 4'ünü bonservisi olmayan oyunculardan seçti. Cimbom'un kasasından sadece Luyindama için 5 milyon Euro ve Ozornwafor için 300 bin Euro bonservis bedeli çıktı. Fenerbahçe ise kadrosuna kattığı 4 oyuncundan bir tek Allahyar'a 750 bin Euro ödedi.
Beşiktaş Boateng transferinde ısrarcı!
Beşiktaş, önümüzdeki hafta Boateng için İtalyan kulübü Sassuolo ile masaya oturacak . Çizme basını da Siyah-Beyazlılar’ın Ganalı yıldız golcünün transferinde oldukça istekli olduğunu yazdı. Beşiktaş Kevin Prince Boateng transferinde oldukça ısrarcı. Siyah-Beyazlı Yönetim, 32 yaşındaki golcünün transferi için önümüzdeki günlerde İtalya'ya hareket edecek.
ÇOK İSTİYORLAR
Siyah-Beyazlı Yönetimin, Sassuolo ile masaya oturacağı ve yıldız oyuncuyu transfer etmek için tüm şartları zorlayacağı öğrenildi.
TRANSFER BİTTİ!
Avrupa'nın dev kulüplerinde forma giyen Boateng'in de Beşiktaş'ı istediği ve kulübünden bu konuda yardım isteyeceği bildirildi. Çizme basınına göre Kartal bu transferi bitirdi. İtalya'da çıkan haberlere göre Beşiktaş, Boateng'in menajeri ile prensipte anlaşma sağladı.
431 MAÇ 67 GOL
Kariyerinde 431 maça çıkan Kevin Prince Boateng 67 gol atarken 51 asist yaptı. Tecrübeli oyuncu 10 numara bölgesinde de oynayabiliyor.
15 KEZ MİLLİ OLDU!
Boateng Almanya Milli Takımı'nın altyaş gruplarında forma giydi. Sonrasında ise Gana Milli Takımı'nı tercih etti ve 15 kez milli oldu.
Dorukhan Toköz'e Çizme yolu!
Beşiktaş'ın Eskişehir’den geçen sezon başında 150 bin euroya transfer ettiği Dorukhan Toköz için İtalyan Udinese 7 milyon euroluk resmi teklifte bulundu. Kara Kartal ise kapıyı 10 milyon eurodan açtı. İTALYANLAR’IN Dorukhan Toköz sevdası bir türlü bitmiyor. Beşiktaş’ın geçen sezon başında Eskişehirspor’dan 150 bin euroya transfer ettiği milli ön libero için Udinese’nin Beşiktaş’a 7 milyon euroluk teklifte bulunduğu ortaya çıktı. Beşiktaş’ın ise 10 milyon euro talep ettiği, İtalyanlar’ın Siyah-Beyazlı yöneticilerden indirim istediği belirtildi.
UDİNESE CEVAP BEKLİYOR
Sky İtalia haberinde, “Udinese Türk futbolcudan vazgeçmeyecek. Beşiktaş’la 23 yaşındaki orta saha için pazarlıklar sürüyor. Lazio da her an bu pazarlıklara dahil olabilir. Udinese fiyat da arttırabilir” yorumunda bulundu. İtalyan medyasında çıkan diğer haberlerde de Udinese ile Beşiktaş’ın orta yolda bulaşacağı ve Dorukhan’ın önümüzdeki sezon Serie A’da forma giyeceği iddia edildi.
DORUKHAN, GÜNEŞ’LE PARLADI
Beşiktaş’a 1 Temmuz 2018’de imza atan Dorukhan Toköz, Süper Lig’deki ilk sezonunda özellikle 12’nci haftadan sonra takımda yer bulmaya başladı ve kaptan Oğuzhan Özyakup’u kulübeye mahkum etti. Şenol Güneş çok güvendiği bu oyuncuya 20 maçta sahaya sürdü. Ayrıca Dorukhan’ı Milli Takım’a da çağırdı. Genç oyuncu bu maçlardaki performansı ile İtalyan kulüplerinin dikkatini çekti.
Canlı Maç İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sport Şifresiz Maç İzle Taraftarium24 İzle

6 Temmuz 2019 Cumartesi Fenerbahçe Transfer Haberleri

Nando De Colo kimdir, kaç yaşında? Fenerbahçe'den yılın transferi...

Fenerbahçe Beko Erkek Basketbol Takımı, yeni sezon kadro yapılanması çalışmaları kapsamında, Avrupa basketbolunun en önemli guardlarından biri olan Nando De Colo ile anlaşmaya vardı. 23 Haziran 1987 tarihinde Sainte-Catherine’de dünyaya gelen 1.96 boyundaki Fransız yıldız Nando De Colo, 2021-2022 sezonunun sonuna dek Fenerbahçe Beko forması giyecek. Peki, Nando De Colo kimdir, kaç yaşında? İşte Nando De Colo'nun bilinmeyen tüm detayları...
Fenerbahçe Beko, Nando De Colo transferini resmen açıkladı. Fenerbahçe Beko Erkek Basketbol Takımı, yeni sezon kadro yapılanması çalışmaları kapsamında, Avrupa basketbolunun en önemli guardlarından biri olan Nando De Colo ile anlaşmaya vardı. 23 Haziran 1987 tarihinde Sainte-Catherine’de dünyaya gelen 1.96 boyundaki Fransız yıldız Nando De Colo, 2021-2022 sezonunun sonuna dek Fenerbahçe Beko forması giyecek. Peki, Nando De Colo kimdir, kaç yaşında? İşte Nando De Colo'nun bilinmeyen tüm detayları...

Nando De Colo kimdir?

Fenerbahçe Ailesi’nin yeni üyesi Nando De Colo, 23 Haziran 1987’de Sainte-Catherine’de dünyaya geldi. Profesyonel hayata Fransa’nın Cholet takımında adım atan De Colo, 2005-2006’da U20 takımında forma giydi ve 2006-2007’dan itibaren Cholet A Takımı’nda forma şansı buldu. Bu süreçte Erman Kunter ile çalışan Nando De Colo, özellikle 2007-2008 sezonunda itibaren Fransa Ligi’ne damgasını vurmaya başladı. Cholet formasıyla 2007-2008’de maç başına 14.9 sayı ve 3.5 asist ortalamalarına ulaşan De Colo, 2008-2009’da da 14.7 sayı ve 3.3 asist ortalamaları yakaladı.
2009 yazında NBA seçmelerinde boy gösteren Nando De Colo, 53. sıradan San Antonio Spurs tarafından seçildi. De Colo, aynı yaz dönemi içerisinde kariyeri için en önemli transfer hamlelerinden birini yaptı ve 2009-2012 arasında forma giyeceği İspanya’nın Valencia ekibiyle sözleşme imzaladı.
Valencia’daki ilk sezonu, De Colo’ya Eurocup şampiyonluğunu getirdi. Victor Claver, Kosta Perovic, Rafa Martinez, Matt Nielsen ve Thomas Kelati gibi önemli isimlerle forma giyen Nando De Colo, kariyerinin ilk Avrupa kupası şampiyonluğuna 2010 yılında ulaşmış oldu. Başarılı oyuncu, aynı zamanda bu sezonda Eurocup En İyi Beşi’nde de kendisine yer buldu. Aynı sezonda İspanya Ligi’nde 33 maça çıkan De Colo, maç başına 13.2 sayı ortalaması yakaladı ancak takımının Play-off çeyrek finalinde Unicaja Malaga’ya elenmesine engel olamadı.
2010-2011 sezonunda ilk kez EuroLeague’de sahne alan De Colo, 19 maçta forma giydiği sezonda 10.1 sayı, 1.6 asist, 2.6 ribaund ortalamaları tutturdu. Valencia, bu sezonda EuroLeague’de Play-off turuna yükseldi ancak Real Madrid’e elenmekten kurtulamadı. De Colo, Top 16 turunda Valencia formasıyla Fenerbahçe’ye rakip olmuştu. Fransız yıldız, 2010-2011 sezonunda faul çizgisinden yakaladığı %95.7 isabet yüzdesiyle de EuroLeague’in en değerli oyuncusu olmuştu. EuroLeague’de başarılı bir sezon geçirmesine rağmen İspanya Ligi’nde istediğini bulamayan Valencia, De Colo’nun 32 maçta forma giydiği ve ortalama 10.7 sayı ürettiği sezonda, Play-off ilk turunda Bilbao’ya elendi.
De Colo, Valencia’daki son sezonu olan 2011-2012’de Eurocup’ta final oynadı. Valencia, bu finalde Khimki engeline takılırken, De Colo Eurocup sezonunu 16 maçta 11.3 sayı, 3.7 asist, 2.0 ribaund ortalamalarıyla bitirdi. Fransız guard, İspanya’da Valencia formasıyla Play-off yarı finaline yükseldi ve bu turda Barcelona’ya 3-1 ile elendi. De Colo, İspanya Ligi’nde de 41 maçta 13.5 sayı ortalaması yakaladı.
2012 yazında San Antonio Spurs ile iki yıllık sözleşme imzalayan De Colo, NBA macerasına başlamış oldu. Bu iki sezonu San Antonio Spurs ve Gelişim Ligi ekiplerinden Austin Toros’ta geçiren De Colo, 2014 yılında sezonu Toronto Raptors takımında tamamladı.
İki yıllık kıta dışı macerasının ardından De Colo, Avrupa basketbolunun zirvesi olan EuroLeague’de kendisini zirveye taşıyacak imzayı attı ve Rusya ekibi CSKA Moskova’nın kadrosuna katıldı. 2014-2019 sezonları arasında CSKA Moskova’da aralıksız beş sezon forma giyen Nando De Colo, toplamda iki EuroLeague şampiyonluğu (2016, 2019), beş VTB Ligi şampiyonluğu (2015, 2016, 2017, 2018, 2019) elde etti. De Colo, bu süreçte 2015-2016 sezonu EuroLeague MVP’si, 2016 yılı Final Four MVP’si seçildi. Fransız yıldız, 2015-2016, 2016-2017 ve 2017-2018 sezonlarında EuroLeague En İyi Beşi’nde kendisine yer bulurken, 2014-2015 ve 2018-2019’da ise EuroLeague En İyi İkinci Beşi’nde yer aldı. De Colo, 2015-2016’da (maç başına 19.4 sayıyla) EuroLeague’in en prestijli ödüllerinden Alphonso Ford En Skorer Oyuncu ödülünün de sahibiydi. Fransız guard, 2016-2017 sezonunda ise %95.9 serbest atış ortalamasıyla EuroLeague’in bu alandaki en değerli ismiydi. De Colo, başarılarla dolu CSKA Moskova kariyerindeki beş sezonda şu EuroLeague istatistiklerine ulaştı:
2014-2015: 28 maç, 14.4 sayı (%50 iki sayı, %47.1 üç sayı, %92 serbest atış), 3.1 asist, 3.2 ribaund
2015-2016: 27 maç, 19.4 sayı (%55.6 iki sayı, %46 üç sayı, %90.8 serbest atış), 5.0 asist, 3.6 ribaund
2016-2017: 28 maç, 19.1 sayı (%55.4 iki sayı, %42.6 üç sayı, %95.9 serbest atış), 3.9 asist, 2.9 ribaund
2017-2018: 32 maç, 16.7 sayı (%56.9 iki sayı, %49.2 üç sayı, %95.0 serbest atış), 3.7 asist, 2.3 ribaund
2018-2019: 34 maç, 14.7 sayı (%55.2 iki sayı, %43.1 üç sayı, %94.6 serbest atış), 3.4 asist, 2.5 ribaund
Kulüp kariyerinin yanı sıra milli takım seviyesinde de birçok başarı elde eden Nando De Colo, 2009, 2011, 2013, 2015 ve 2017 Avrupa Şampiyonaları’nın yanı sıra, 2012 ve 2016 Olimpiyat Oyunları ve 2010 Dünya Şampiyonası’nda Fransa Milli Takımı forması giydi. De Colo, ülkesinin milli takımıyla 2013’te Avrupa şampiyonluğu yaşarken, 2011’de gümüş madalya, 2015’te ise bronz madalya kazandı.
Nando De Colo, EuroLeague’in son beş yılına damgasını vurmuş, Avrupa’nın en değerli kısa oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Şutör guard ve oyun kurucu pozisyonlarından görev yapabilen De Colo, özellikle yaratıcılığı ve kritik anlarda el yakan topları kullanabilme özelliğiyle tanınmasının yanı sıra; yüksek verimlilikle hücum eden komple bir skorer olarak biliniyor. Dış atışlarda oldukça yüksek bir yüzde yakalayabilen De Colo, aynı zamanda EuroLeague’de en çok faul alan ve faul çizgisinden de en yüksek yüzdeyle isabet bulabilen oyunculardan biri.

Ali Koç'tan flaş transfer hamlesi! Mesut Özil için görüşmeler başladı!

Şampiyonluk için güçlü bir kadro kurmak isteyen Fenerbahçe, Mesut Özil transferinde ısrarcı. Başkan Ali Koç'un bizzat ilgilendiği transferde sponsor arayışı sürüyor. Yıldız futbolcu ise gelmeye hazır...
enerbahçe Başkanı Ali Koç, kabus gibi geçen bir sezonun ardından Sarı-Lacivertli taraftarların gönlünü almayı çok istiyor. Başkan Koç’un en büyük hayali ise Mesut Özil transferi… Arsenal’in Türk yıldızı için sessiz ve derinden bir çalışma yürüten Fenerbahçe başkanı, yıldız futbolcudan “olur”u aldı. Ancak transferin önündeki en büyük engel Mesut’un haftalık 350 bin poundluk maaşı… İngiliz ekibinin maaş yükünden kurtulmak için kiralamaya sıcak baktığı Mesut için sponsor arayışı sürüyor.

HASTA FENERLİ

Koç'a yakın kaynaklar yüzyılın transferinde Mesut’un tutumunun kritik rol oynayacağı görüşünde… Hasta Fenerli olan 31 yaşındaki orta saha oyuncusunun F.Bahçe forması giymek istediği ve “kulübümle anlaşırsanız olur” dediği belirtildi. Transfer ihtimali yüzde 1 olan yıldız futbolcunun bugün yüzde 50’lere çıktığı, çok ciddi bir çalışma yürüten Koç’un tüm gücüyle bu transfere yoğunlaştığı aktarıldı. İngiliz basını ise “F.Bahçe Özil’i istiyor ama parası yok” şeklinde bir haber yaparak görüşmeleri doğruladı.

Eljif Elmas'ın hocası yol gösterdi: İtalya'ya git oğlum!

Makedonya Milli Takım Teknik Direktörü Angelovski, 12 yaşından bu yana hocalığını yaptığı Eljif Elmas’a yol gösterdi. Igor Angelovski, Fenerbahçe’den ayrılması halinde Eljif için İtalya’nın en iyi seçenek olacağını belirtip, “Onların sert oyunu ile başa çıkmakta hiç zorlanmaz” dedi.
Fenerbahçe'nin 19 yaşındaki Makedon yıldızı Eljif Elmas'ı almak için İtalya'nın Napoli takımı ısrarcı. Transfer döneminin en çok konuşulan ismini, 12 yaşından bu yana hocalığını yapan Makedonya A Milli Takım Teknik Direktörü Igor Angelovski'ye sorduk. Eljif'in aranan bir isim durumuna gelmesinin Makedonya futbolu adına gurur verici olduğunu belirten Angelovski, "Uzun süredir birlikte çalıştığımız bir yetenek olduğu için ileride çok daha iyi noktalara ulaşabileceğini söyleyebilirim. F.Bahçe'den ayrılacaksa İtalya'ya gitmesi onun uyum sürecini daha hızlı atlatmasını sağlayabilir. Eljif'in ofansif oyun modeline uygun ve onu bu rolde oynatacak bir takıma gitmesi performansını artıracaktır" dedi.

ORADA KENDİNİ İSPATLAMIŞ OYUNCULARIMIZ VAR

Eljif'in İtalyanların sert oyunu ile başa çıkmakta zorlanmayacağının altını çizen Angelovski, "Şu anda sistem takımlarında iş yapan bir oyuncu ve sert oyuna da adapte olacaktır. Sert rakiplere karşı Mili Takım maçlarımızda başarılı oynadı. Pandev ve geçtiğimiz yıl Palermo'yu üst sıralarda tutan Nestorovski ile Trajkovski'nın İtalya'da olmaları Eljif adına avantaj. Hepsi bizim gurur kaynağımız" şeklinde konuştu.
Canlı Maç İzle, Futbol Cafe TV, Bein Sport Şifresiz Maç İzle, Taraftarium24 İzle,

6 Temmuz 2019 Cumartesi Galatasaray Transfer Haberleri

Aboubakar transferinde bomba gelişme! Porto'dan teklife cevap...

Transferin en hareketli takımı olan Galatasaray'ın gündemindeki en önemli isimlerden biri de Beşiktaş'ın eski golcüsü Vincent Abobubakar'dı. Fransız basınından konuyla ilgili gündeme bomba gibi düşen bir haber geldi
Transferde imzaları arka arkaya attıran Galatasaray'n gündemindeki en önemli isimlerden biri de bir dönem Beşiktaş'ta da forma giyen Kamerunlu golcü Vincent Abobubakar'dı. Kostas Mitroglou ve Mbaye Diagne'nin takımda kalacaklarını açıklamalarına rağmen santrfor arayışlarını hız kesmeden sürdüren Sarı Kırmızılı yönetimin 27 yaşındaki forvet için girişimlerde bulunduğu iddia ediliyordu.
Özellikle teknik direktör Fatih Terim'in çok istediği belirtilen yıldız ismin transferiyle ilgili Fransız basınından gelen son haberse gündeme bomba gibi düştü. Yahoo Sports Fransa'dan Manu Lanjon'un kendisine ait Twitter hesabından paylaştığı habere göre Cim Bom, Abou için Porto'ya resmi teklifte bulunsa da istediği yanıtı alamadı Lonjon, Galatasaray'ın golcü futbolcu için kiralama teklifinde bulunduğunu ancak Porto kulübünün oyuncusunu ancak uygun bir bedel karşılığında satmayı düşündüğü için bu teklifi reddettiğini yazdı.
Sözleşmesi 2021 yazında sona erecek olan Kamerunlunun güncel piyasa değeri, geçtiğimiz sezon sakatlığı nedeniyle aylarca sahalardan uzak kaldığı için 15 milyon euro'ya kadar düşmüştü.

Mitroglou bunu da istedi! Flaş talep!

Olympiakos ile flört eden Kostas Mitroglou, yıllık maaşının yanında yan ödemeleri de yeni sözleşmesinde görmek istiyor. 50 bin euroluk uçak bileti ve kira yardımı alan Yunan futbolcu, galibiyet halinde 10 bin euro, kadroda bulunduğu maçlarda oynamasa bile 2 bin 500 euro tutarı da yeni takımıyla yapacağı sözleşme için talep etti. Galatasaray’ın gözden çıkardığı Kostas Mitroglou’nun sadece maaş pazarlığı yapmadığı, yan ödemeleri de yeni takımından talep ettiği ortaya çıktı.
Yunanistan ekibi Olympiakos ile flört eden Yunan forvet, geçen sezonun devre arasında Marsilya’dan Galatasaray’a gelmiş, yarım sezon için 1.5 milyon euro alırken, bu sezon da 2.6 milyon euro alacağı sözleşmesine yazılmıştı. Cim-Bom, bu sezon düşünmediği Mitroglou’na ücretinin yüzde 30’unu ödemeye bile hazır olduğu belirtildi. Ancak bu durum bile Kostas Mitroglou’nun gidişi için yeterli olmadı.

Yarım sezonda 2 gol

Mitroglou’nun, yapılan özel anlaşma gereği bu sene için taahhüt edilen 50 bin euroluk uçak bileti ve kira yardımını da talep ettiği ortaya çıktı. Ayrıca oynadığı maçlarda galibiyet halinde aldığı 10 bin euro ile kadroda bulunup oynamasa bile ödenen 2 bin 500 euroyu da yeni sözleşmesinde görmek istediği ortaya çıktı. Bu durum da Mitroglou’nun ayrılma ihtimalini daha da zorlaştırdı.
Kostas Mitroglou, sarı-kırmızılı formayla toplam 7 karşılaşmada görev yaptı. Yunan futbolcu, Akhisar karşısında bulduğu son dakika golüyle sarı-kırmızılıların geçen sezonki şampiyonluğunda önemli rol oynamıştı.
Ziraat Türkiye Kupası’nda da 2 maçta forma giyen Mitroglou, 9 dakika görev yaptığı Evkur Yeni Malatyaspor karşısında bir gol bulmuştu. Sarı-kırmızılı futbolcu, oynama hakkı bulunmadığı için UEFA Avrupa Ligi’nde Benfica karşısında şans bulamadı.

Mehmet Topal'dan özel maddeye veto geldi! Galatasaray ve Beşiktaş...

Fenerbahçe'den ayrılan Mehmet Topal, "Beşiktaş ya da Galatasaray'a gidemez" maddesini fesih sözleşmesine koydurtmadı.
Hak ettiği 3 milyon euronun üzerinde bir ücreti kulübe bırakarak gerekli fedakârlığı yaptığını savunan tecrübeli futbolcu başka bir özel madde daha istemedi. 33 yaşındaki oyuncunun ilk tercihinin İspanya olması nedeniyle yönetim bu konuda ısrarcı davranmadı.
Fenerbahçe’de yedi sezonluk Mehmet Topal dönemi kapanırken, görüşmelerde önemli bir detayı tecrübeli futbolcunun veto ettiği otaya çıktı. Tüm teknik adamlar futbolcuyu ilk 11’de oynatsa da tribünler Topal’ın takımı yavaşlattığını düşünüp hücumdaki etkisizliğinden yakınıyordu. Antalyaspor maçında ise son patlama yaşanmıştı.
Takım arkadaşının kötü şut sonrası tribünden tepki görmesine karşılık veren Topal’ın bu hareketi ayrılık ile sonuçlandı. Tribünlerden gelen protestonun ardından konuyu yönetime açan tecrübeli futbolcu iki taraf içinde ayrılığın daha iyi olacağını ifade etti. Sarı-lacivertli idareciler de milli futbolcunun bu önerisini kabul etti ve sözleşmesini karşılıklı olarak feshetti.
Bu görüşmelerin sonunda Topal’ın Türkiye’den gidebileceği takımlar ile ilgili bir maddenin fesih sözleşmesine konulması gündeme geldi. Fakat yönetimin bu talebi kabul görmedi. Henüz hiçbir takımla görüşmediğini belirten tecrübeli futbolcu bir yıllık kontratından hak ettiği 3 milyon euronun üzerindeki alacağını bırakarak gerekli fedakârlığı yaptığını iletti. Topal, “Beşiktaş ya da Galatasaray’a gidemez” maddesini ise koydurtmadı. 33 yaşındaki futbolcu ayrıca hedefinin ilk olarak yurtdışı olduğunu ifade edince yönetim bu konuda ısrarcı olmadı.

İlk tercih İspanya

Daha önce Valencia forması giyen futbolcunun tekrar İspanya’ya dönebileceği öğrenildi. Mehmet Topal’ın bazı takımlarla da temas halinde olduğu ifade edildi. Özellikle bonservisinin elinde olması ve maddi olarak fazla bir ücret istememesi transferi kolaylaştıran etkenler olarak dikkat çekti.
Mehmet Topal ayrılsa da yönetim, savunma önündeki boşluğu henüz dolduramadı. Jailson’un performansını yeterli bulmayan idareciler, Emre Belözoğlu’nun da tüm sezonu yaşı itibariyle çıkarmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Bu nedenle Marsilya’dan Gustavo ve Benfica’dan Fejsa için çalışmalar sürüyor.

Stefano Okaka Galatasaray için kulübüne rest çekti!

Galatasaray yönetimi Stefano Okaka’nın transferinde son aşamaya geldi. Nijerya asıllı İtalyan golcü, bonservisini elinde tutan Watford’da “Pürüz çıkarmayın” dedi.
Vedat Muriç transferinde aradığını bulamayan Galatasaray’ın Stefano Okaka kararlılığı ise devam ediyor. Nijerya asıllı İtalyan futbolcu da özellikle Şampiyonlar Ligi faktörü sebebiyle sarı-kırmızılı formayı giymek için heyecan duyarken, kulübüne transfer görüşmelerinde pürüz çıkarmamasını rica etti. Geçen sezon Udinese’de kiralık olarak forma giyen 29 yaşındaki golcünün bonservisi İngiliz ekibi Watford’da bulunuyor. Watford kulübü, bonservis bedeli olarak ilk görüşmede 5 milyon avroda isterken sarı-kırmızılılar 3,5 milyon avrodan fazla veremeyeceğini bildirmişti. İngilizler kapıyı kapatmazken bonservis bedelinde indirime gidebileceklerini bildirdi.

"ONU UÇURURUM"

29 yaşındaki futbolcunun Galatasaray’a gelme isteği de transfer görüşmelerinde sarı-kırmızılılara avantaj sağladı. İngilizlerden olumlu haber bekleyen Galatasaray satış yaptığı anda Okaka’yı renklerine katacak. Özellikle İtalyan kondisyoner Alberto Bartali’nin önerisini de dikkate alan Fatih Terim, Okaka’nın faydalı olacağını söyledi. Kondisyoner Bartali de, Terim’e Okaka’nın performansını çok yüksek seviyeye taşıyabileceğinin sözünü verdi. Geçen sezon 6 gol kaydetse de özellikle son dönemdeki formuyla dikkat çeken İtalyan futbolcuyu Galatasaray’ın eski hocası Roberto Mancini de takıma istemişti.
Canlı Maç İzle, Futbol Cafe TV, Taraftarium24 İzle, Bein Sport Şifresiz Maç İzle
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2019.06.20 23:05 fragmanlife Afilli Ask Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Afilli Ask Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Afilli Aşk dizisi ilk bölümü ile 12 haziran 2019 çarşamba akşamı 20:00’da Kanal D ekranlarında izleyicisi ile buluşacak. ARC Yapım tarafından Kanal D için hazırlanan Afili Aşk dizisi için geri sayım başladı. Çağlar Ertuğrul ve Burcu Özberk’in başrollerini oynayacağı dizinin yapımcılığını Fatih Enes Ömeroğlu üstlenirken Serdar Gözelekli yönetmen koltuğunda oturacak. Dizinin senaryosunu ise Barış Erdoğan ve İlker Arslan yazacak.
Afilli Aşk Konusu Ayşe’nin biri hayırsız diğeri de çıkarcı ve kabadayı iki abisi vardır. Abilerinin istemediği bir adam ile evlendirmek istedikleri Ayşe sevgilisi Berk ile evlenmek ister ama Berk’te Ayşe’nin abilerinden ve evlilikten korkar ve mahalleyi terk ederek kaybolur. Ayşe işçi olarak çalıştığı fabrika sahibinin de isteği ile bir oyuna kalkışır ve patronun oğlu ile zorla evlenir. Patronun oğlu Kerem ise babası tarafından hiç bir zaman takdir edilmese de tekstil fabrikası sahibi Yiğit’er ailesinin zengin ve yakışıklı oğludur. Ayşe Yılmaz’ın etrafındakilerden sürekli darbeler yemesi ve bunun neticesinde daha güçlü bir kadın olmasına şahit olacağız. Kerem ile evlenen Ayşe Yılmaz’ın hayatı biraz daha renklenecektir.
Afilli Aşk Oyuncuları Burcu Özberk (Ayşe Yılmaz) Güneşin Kızları dizisinde Nazlı Yılmaz karakterini oynayan Burcu Özberk 12 Aralık 1989 yılında Eskişehir de dünyaya gelmiştir. 29 yaşındaki genç yetenek Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olmuştur. İlk dizi deneyimi Muhteşem Yüzyıl’da Hurcihan Sultan karakteri olmuştur. Buradaki performansı seyirciden tam not almıştır. Aynı zamanda tiyatro oyunculuğu da yapan güzel oyuncu Badem Şekeri film serisinde rol almıştır. Son olarak Aslan Aşlem dizisinde boy göstermiştir. Hangi Yaz Dizisi Devam Edecek? Hangisi Final Yapacak? (Anket) Hangi Yaz Dizisi Devam Edecek? Hangisi Final Yapacak? (Anket)
Ayşe hayatın zorlukları içinde büyüyen, büyük bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışan güzeller güzeli bir kızdır. Ayşe abilerinin baskısı sebebiyle zorla istemediği bir adam ile sadece zengin diye evlendirilmek istenir ve psikolojik bir bulanıma girer. Ayşe sevgilisi Berk ile evlilik hayali kurarken sevdiği adamın en yakın arkadaşıyla aşk yaşadığını öğrenir ve şok olur. Ayşe iyi bir birey olabilmek için mücadele verirken çaresiz kalır ve patronunun oğlu Kerem’e iftira atar. Ayşe’nin oyunu ile Berk ve Kerem evlenmek zorunda kalır.
Çağlar Ertuğrul (Kerem Yiğiter) Fazilet Hanım ve Kızları dizisinin Yağız’ı Çağlar Ertuğrul; 5 Kasım 1987 yılında İzmir Karşıyaka da dünyaya geldi. Koç Üniversitesi Makine bölümünden mezun olan yakışıklı oyuncu üniversitenin tiyatro bölümüne girerek ilk tiyatro deneyimini yaşamıştır. 3 Mota sanat Atölyesinde modern oyunculuk dersleri alan Çağlar Ertuğrul reklam filmlerinde rol almıştır. Boynu Bükükler, Kurt Seyit ve Şura, Beyaz Karanfil gibi dizilerde oynayan genç oyuncu Dağ 1 ve Dağ 2 sinema filmlerinde de başarılı bir oyunculuk sergilemiştir.
Kerem tekstil fabrikaları sahibi Yiğiter ailesinin yenilikçi ve sanatçı ruhlu olduğu kadar yakışıklı ve çapkın olan oğullarıdır. Babası her zaman Kerem’i aklı beş karış havada olarak değerlendirse de Kerem’in getirdiği yeni stil Yiğit’er ailesinin işlerine sınıf atlatır; ancak Kerem bir iftiraya kurban gider ve şirketin fabrikalarından birinde çalışan Ayşe Yılmaz ile zorla evlenmek zorunda kalır. Kerem üzdüğü bir kız arkadaşının intihar etmesinden sonra değişmeye karar vermişken başına gelmeyen kalmaz.
Yılmaz Kunt (Berk) 19 Kasım 1994 yılında Ankara da dünyaya geldi. Aslen Adanalı olan Yılmaz Kunt varlıklı bir ailenin çocuğudur. Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. 2015 yılında yapılan Best Of Turkey yarışmasında birincilik elde eden Yılmaz Kunt’ın Avrupa ve Dünya modellik yarışmalarında da birinciliği vardır. Bir süre daha modellik yapan Yılmaz daha sonra oyunculuğa atılmıştır. Sev Yeter dizisi ile dizilere giriş yapan Yılmaz Kunt Bahtiyar Ölmez dizisinde Ömer karakterini oynamıştır.
Berk 20’li yaşlarında yakışıklı, hoş, kibar, centilmen biridir. Dişçi bir babanın ve mimar bir ailenin biricik oğludur. İyi bir eğitim almış iyi yetiştirilmiş biri olan Berk, hayat koşulları farklı olsa da Ayşe’yi sevmiştir.
Berk Ayşe’nin sevgilisiyken Ayşe’nin beni kaçır abilerim beni başkasına verecek demesi üzerine Ayşe’den kaçan güvenilmez bir adamdır. Sonradan Ayşe’yi en yakın arkadaşıyla aldatan Berk yakışıklı, kibar ve centilmen bir adamdır. Babası dişçi annesi mimar olan Berk zengin bir ailede bulunsa da Ayşe’yi sevmiş ama onunla evlenmeyi göze alamamıştır.
Benian Dönmez(Melehat) Deneyimli bir tiyatro oyuncusu olan Benian Dönmez 3 Mart 1965 Ankara doğumludur. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunudur. Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz(Mübeccel), Aslan Ailem(Hatice Aslan) gibi dizilerde rol aldı. Çok sayıda tiyatro oyunu bulunuyor. 50 yaşında olan Melahat eşini kaybettikten sonra büyük oğlu Rıza’yı evin erkeği olarak görmüş ve oğlu Rıza’nın sözünden çıkmamıştır. Alzheimer hastası olan Melahat çok unutkandır; Melehat’in unutmadığı tek şey televizyon dizileridir.
Taner Rumeli (Rıza) 8 Nisan 1985 yılında Ankara da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakultesi Tiyatro Bölümü mezunudur. İnadına Aşk dizisinde Toprak Barutçu karakterini oynamış son olarak Kalbimin Sultanı dizisinde Musa Ağa karakterini oynamıştır. 34 yaşındaki oyuncu çok sayıda film ve dizide rol almıştır. Rıza, Ayşe’nin despot, dediğim dedik ve kabadayı abisidir. Mahallenin kahvecisi olan Rıza aynı zaman da mahallelinin de abisidir. Hapse girmiş şartlı tahliye ile çıkmıştır. Dünyayı kız kardeşi Ayşe için çok tehlikeli bir yer olarak gördüğü için aşırı korumacı bir tavır sergiler. Bu da Ayşe’yi çok sıkar. 30 yaşında olan Rıza kardeşlerini korumak için hapse girmekten bile çekinmez.
Beril Pozam (Nazmiye) Beril Pozam sahne teknisyeni ve tiyatro oyuncusudur. İlk ciddi ekran deneyimi Afilli Aşk dizisinde olacaktı.r Daha önce bir çok tiyatro oyununda oyunculuk deneyimi kazanmıştır.
Nazmiye Rıza’nın eşidir. Fitne bir yengedir. Ayşe’yi çekemez. Rıza’yı da Nazmiye yönetir. Zengin olma hayalleri kuran bir kadındır. Bir kızı vardır.
Uğur Uzunel (Erkut) 12 Kasım 1988 yılında İzmir de doğdu. Küçük yaşlardan beri tiyatroya olan ilgisi onun Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalında okumasını sağlamıştır. 1.80 boyunda 70 kg ağırlığındadır. Şeref Meselesi, Evdeki Yabancılar, El Yazısı, Ferah Feza, Kumdan Kale ve Ağır Roman Yeni Dünya dizi ve filmlerinde rol almıştır. Aşk ve Mai dizisinde İsmet karakteri ile çok sevilmiştir.
Erkut 29 yaşındadır ve Ayşe’nin küçük abisidir. Tam bir serseri olan Erkut kimseye faydası dokunmayan kardeşi Ayşe’nin maaşıyla asalak gibi geçinen bir adamdır. Bir gün zengin olacağına inan Erkut paraya çok değer verir.
Altan Erkekli(Muhsin Yiğiter) 18 Ocak 1955 yılında İstanbul da dünyaya geldi. Vizontele, Anlat İstanbul gibi bir çok ünlü yapımda rol aldı. Ankara Üniversitesi Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Altan Erkekli 2000 yılında kadar üniverisitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ardından Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ’ın bulunduğu BKM’ ye dahil oldu. Bir çok dizi ve filmde rol alan usta oyuncu evli ve 3 çocuk babasıdır.
Muhsin Yiğiter, Kerem’in babasıdır. Küçük bir ticarete küçük bir dükkanla başlamış, sonrasında online ticaret yapan bir moda sitesinin sahibi olmuştur. Gözü kara, iyi yürekli ve dürüst bir adam olan Muhsin’in tek derdi oğlu Kerem’dir.
Neşe Baykent(Yelda Yiğiter) Kara Sevda dizisinde Vildan olarak tanıdığımız Neşe Baykent 2 Haziran 1975 yılında İzmir de dünyaya gelmiştir. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olmuştur. Oyunculuğa 1988 yılında Keşanlı Ali Destanı ile başlamıştır. Son olarak Şahin Tepesi dizisinde rol almıştır. Ayrıca önemli bir tiyatro oyuncusudur.
Yelda 40 yaşında eski manken olan güzel bir kadındır. Muhsin’in ikinci eşi olan Yelda Muhsin ile evlenince mankenliği bırakmıştır. Kendisi hiç bir zaman tam bir sosyete olamadığı için oğlu Kerem’in sosyetenin içinde olmasını çok istemektedir. Bu nedenle de onu havalı yetiştirmiştir.
Ozan Dağgez (Samet Yiğiter) Ozan Dağgez 16 Ekim 1982 doğumludur ve 37 yaşındadır. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Ozan Dağgez son olarak Halka dizisi kadrosunda yer aldı Daha önce günlük dizi olan Alın Yazım’da yer aldı ve Yiğit karakterine hayat verdi. Daha önce de Muhteşem Yüzyıl dizisinde Süleyman Çelebi karakterine hayat vermiştir. Samet Kerem’in baba bir anne ayrı abisidir. 30 yaşında olan Samet saf ve temiz bir adamdır. Çok fazla sosyete ile ilgisi yoktur; Sultanhamam’daki dükkanı işletmektedir. Tam bir mahalle esnafı olan Samet bir çok yönden babası Muhsin’e benzese de onun gibi cesur bir adam değildir. gibidir. Samet yeni fikirlere kapalıdır; tek amacı var olanı korumadır.
Asena Tuğal (Hülya Yiğiter) 1 Ocak 1984 yılında İstanbul da dünyaya geldi. TGRT, Kanal D ve Show TV ‘de muhabir olarak çalışan Asena 2006 yılında Miss Turkey de 4. seçildi. Spora olan düşkünlüğü ile tanınan Asena’nın kürek dalında dereceleri vardır. Aynı zamanda tekvando siyah kuşak sahibidir. Bir çok dizide rol alan Asena son olarak Lise Devriyesi’nde Seda Sancak karakterini oynamıştır. Hülya 30’lu yaşlarda güzel bir kadındır. Samet’in eşi olan Hülya sosyete girmek için görgüsüzce takıp takıştırsa da hala sosyeteye girebilmiş değildir. Baskın bir eştir; kocasını yönetmeye çalışır ve her yaptığını eleştirir. Yelda ile aynı evde yaşadığı için ondan karakter anlamında etkilenmiştir. Şirketin yönetiminde eşi üzerinden etkili olmak ister. Hülya amaçlarına ulaşmak için gözünü budaktan sakınmaz.
Serkay Tütüncü(Volkan Çekerek) Sertaç Survivor 2016 yarışmasında Gönüllüler Takımında yarışan Serkay 7 Şubat 1991 yılında İzmir de dünyaya geldi. Aynı zamanda amatör bir futbolcu olan Serkay 28 yaşındadır. 1,78 boyunda ve 76 kg ağırlığındaki Serkay Tütüncü Para Bende isimli yarışmayı Yunus Günçe ve Mehmet Özyay ile birlikte sunmuştur. Volkan 25 yaşında Kerem’in yakın arkadaşı ve suç ortağıdır. İyimser ve rahat bir tip olan Volkan Kerem ile liseden beri arkadaştır. Çalışmayı değil dinlenmeyi seven Volkan zora gelemez. Utanmaz da bir tip olan Volkan rezil olmak nedir bilmez. Rezillikleri deneyim olarak görür. Volkan’ın en büyük hayali ise kendi kahve dükkanını açmaktır.
Güzide Arslan (Gonca Durmaz) 1 Ekim 1992 yılında Ankara da doğdu. Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Oyunculuğa Arka Sokakalar dizisiyle başlangıç yapan Güzide Arslan Payitaht Abdülhamit dizisinde Dilşad karakterini oynadı. Birçok tiyatro eserinde rol almıştır. 25 yaşında olan Gonca Ayşe’nin iş yerinden yakın arkadaşıdır. Ayşe’nin akıl hocası olan Gonca bakımlı ve bencil bir kızdır. Gözü yükseklerde olan Gonca Ayşe’nin de kötü kaderini kabul etmemesini ister ve Ayşe’nin kaderini değiştirir.
Umutcan Ütebay(Sabri) 1994 doğumlu Umutcan tiyatro oyuncusudur.
Sabri mahallenin zengin gençlerinden biridir. Rıza Sabri’yi m ahallenin ortasında dövmüştür; ama Sabri’nin Ayşe’ye aşkı hiç azalmamıştır. Savri Ayşe ile evlenmek için Ayşe’nin küçük abisi Erkut’a para sözü verir.
Zeynep Tuğçe Bayat (Ceyda ) Gönülçelen dizisinde Nevra karakteriyle ünlenen Zeynep Tuğçe 8 Şubat 1990 yılında Mersin de dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İspanya ya giderek burada oyunculuk eğitimi almıştır. Turkcell reklamlarının tanıtım yüzü olarak oynamıştır. İlk oyunculuk deneyimi 2007 yılında Arka Sıradakiler olmuştur. Yıldız Masalı dizisiyle herkesin tanıdığı bir oyuncu olmuştur. Ceyda 25 yaşında güzel, başarılı ve hırslı bir kızdır. Çocukluğundan beri Kerem’e aşık olan Ceyda belli etmese de Kerem ile evlenmek en büyük hayalidir. Kerem’in kendini fark etmesini bekleyen Ceyda havalı tavırları ile Yelda’nın favori gelinidir.
Hira Su Yıldız (Buse Yılmaz) Hira Su Yılız ilk olarak Vurgun dizisi Eylül karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir.
Buse Ayşe’nin yeğenidir abisi Rıza ve Nazmiye’nin kızıdır. Buse 4 yaşında olan ve daha okula başlamayan dünyalar tatlısı bir çocuktur.
Banu İnan(Nermin Horoz) Sabri’nin annesidir. Akıllı bir kadındır.
Vural Ceylan (Kadir Horoz) Kadir Sabri’nin tuhafiye dükkanları sahibi babasıdır. Zengin bir adamdır. Zamanında mahallede Rıza ile sağlam bir kavga etmişlerdir. Aslında güvenilmez bir adamdır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.05.09 21:40 peterpansdiary Kafede çocuk tecavüzü "muhabbeti"nden midemin bulandığını söylediğim için az daha dayak yemem

Edit: Dayak yemem diyince korktuğumu kastetmedim, sadece kavga edersen dayak yemek doğal bir olasılık ve benle kavga etmeye çalışanın fantezisi olduğu için yazdım.

Selam /svihs ahalisi, size yaşadığım bir olayı anlatmak istedim.

Ben yarı zamanlı bir işte çalışıyorum ve de işimin çoğunu uzaktan gerçekleştirebiliyorum ve genelde üçüncü nesil bir kafede sigara içilen etrafı kapalı bir kısımda bilgisayarımla çalışarak bunu yapıyorum. Yarı zamanın geri kalanında da internetten kendimi geliştiriyorum.
Olay şu, bir erkek ve onun kız arkadaşı yan masaya oturdular ve de toplumumuzun kanayan yarası olan çocuk tecavüzleri vs.den konuşmaya başladılar. Ben de vicdansal bir destek olarak 3 kez söze katıldım, bir keresinde erkek "İnsanlar avcıdır" dedi ve ben de genellediğini, "İnsanların sosyal varlıklar" olduğunu söyledim. Bir de dikkatimi çeken bir şey oldu, tecavüzlerden ve tecavüzcülerin ne yapılması gerektiğinden (müebbet, idam, rehabilitasyon mümkün mü vs.) bahsediyorlardı ama istismar edilenlerin toplumdaki durumları, psikolojileri hakkında konuşmadılar fakat beni pek takmadıkları için bundan bahsetmekten vazgeçtim.
Çocuk "Tecavüzcüleri öldürürüm" vs. diyordu ve ben de red flag almalıydım buradan aslında fakat muhtemelen umutlu olmak istedim, ayrıca mantıklı bir davranış olurdu, neyse daha sonra geleceğim.
"Muhabbet" 45 dakikayı geçti ve her dakika 5 tecavüz kelimesi duymaktan midem bulanmaya başladı, kafenin içerisine gittim ve onlara midemin bulandığını vs. söyledim, onlar da su ikram ettiler. Sonra 5 dakika oturdum, ondan sonra çocuğa bu durumu söylemek istedim, dışarıda benim bıraktığım yer dışında bir yer yoktu çünkü. Konuşma:

- "Pardon, devamlı tecavüz hakkında konuşuyorsunuz da midem bulandı, onu söylemek istedim."
- (Tehditkar bir tonla) "İstediğimiz şeyi konuşuruz, bir sıkıntı mı var?"
- "Yo hayır, sadece midemin bulandığından bahsettim."
- (Artık üzerime çullanacak şekilde) "Ha! Bir sıkıntı varsa söyle, "
- Tamam cool (İçeri tekrar geçtim).

Fakat midem bulanmaya devam etti ve temiz hava + sigara içmek istedim, dolayısıyla kafenin sigara içilen kısmının dışarısında çalışanların sigara içtiği küçük bir alan var oraya geçtim. Çalışan da belki birşeyler olacak hissiyatı ile oraya geldi.
Ve bizim "erkek" de geldi, direk karşıma kasığa diz burna kafa mesafesine geçti ve de aynı şeyleri tekrarladı, ekstra olarak onların ""Muhabbeti"ne karıştığını ama o sırada ses çıkarmadığını" söyledi (Bundan dolayı başlıkta muhabbet var). Çalışan çocuk da çembere girmişti olay çıkmasın diye ve ben de bir salakla uğraşmamak için tansiyonu indirmeye çalıştım: "politik açıdan her gün kötü şeyler hissediyorum vs dayanamıyorum vs." dedim.
Birkaç gün boyunca kötü hissettim, dayak yeme durumu vs. değil fakat daha ziyade çocuk tecavüzlerinin bile "muhabbet" olması ve de toplumsal bilinçliliğimizin yerlerde olduğu gerçeğinden ötürü. Bilmiyorum "erkek"in nasıl bir fantezisi var, hepsini öldürür mü gerçekten, ya da çocuk tecavüzü olayları sadece onun için mastürbasyon mu ama kız arkadaşı da benim tehdit edilmemi hoş karşıladı gibi gözüktü.
Sonuçta gerçekten politik bilinci olan çok az kişi var, bu kişiler nasıl birleşir vs. bilmiyorum ama yine de Türkiye'de bir politik olarak bir bok olmayacağından eminim, bazı kişiler olabilir (bkz. İmamoğlu) ama Türkiye kaldıramaz onları.
submitted by peterpansdiary to svihs [link] [comments]


2019.01.15 21:49 fragmanlife Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari

Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Mudanya yakınlarındaki Işıklar Köyü'nde doğup büyümüş olan Bayram ve büyürken tek arkadaşı olan kan kardeşi Salih, aralarındaki bir anlaşmazlığı tatlıya bağlamak için çocukları Melek ile Kerem’i küçük yaşta nişanlarlar ve çocuklar büyüyüp evlenme çağına gelene kadar da farklı şehirlerde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.
İki çocuk sahibi olan Bayram, ailesi ile yerleşmiş olduğu İstanbul’da işlerini geliştirip büyük bir servete sahip olsa da verdiği sözü unutmaz. Genç oğlu Kerim’i üniversiteden mezun olduğu gün yanına alarak Işıklar Köyü'nde iki kızı, Hülya ve Melek ile yaşayan Salih’in kapısını çalar. Salih de verdiği söze sadıktır ve Bayram’ın gelişi ile çocukların düğün kararını kesinleştirirler. Oysa her iki ailenin çocukları geçen yıllar içerisinde kendilerine ait birer hayat kurmuş ve farklı sevdalara ve hedeflere yönelmiştir. Gençler kendi aralarında bu mecburi evlilikle ilgili kararlar alıp, buldukları çözümlerle rahatlasalar da; hiç hesaba katmadıkları Hülya’nın planları çoktan devreye girmiştir.
Yapım : Most Production Yapımcı : Gül Oğuz Uygulayıcı Yapımcı : Soner Güven Genel Koordinatör : Gülay Budak Mercan Yönetmen : Cem Karcı Senaryo : Mahinur Ergun Görüntü Yönetmeni : Aras Demiray Genel Sanat Yönetmeni : Emine İnan Sanat Yönetmeni : Pınar Yavuz Oyuncular : Burcu Biricik (Hülya), Birkan Sokullu (Kerim), Tayanç Ayaydın (Hüseyin), Ecem Özkaya (Melek), Ahmet Mümtaz Taylan (Bayram), Seray Gözler (Süheyla), Deniz Hamzaoğlu (Kaya), Pelin Öztekin (Zeynep), Deniz Altan (Bade), Aydan Taş (Nilay), Olgun Toker (Mahir), Almila Bağrıaçık (Filiz), Serap Önder, Pınar Hamzaoğlu (Ceylan), Sibel Melek Arat (Küçük Hülya), Taha Yusuf Tan (Küçük Kerim), Aden Duru Orak (Küçük Melek), Elif Sevinç (Küçük Nilay)
Ahmet Mümtaz Taylan Bayram Cevher
Ailenin başı. Becerikli, çok zengin bir madenci. Mudanya köyleri kökenli, hafif lehçeli, dediği dedik bildiğini okuyan tipik sert baba figürü. Heyecanlı, tutkulu, çapkın, aynı zamanda karısından çekinen, aile düzenine aşırı önem veren, evini de şirketlerini de mutlak bir hakimiyetle yöneten, çizginin dışına çıkan olunca köpüren , ailesi ile çatışmalar sertleşince kopma noktalarına gelmeden anında geri basan bir tip. Oğullarına aşırı düşkün, bunu onları kendisine körü körüne tabi etmeye çalışarak gösteriyor! Enerjik, sinirli, kolay parlayan ama kolay geri basan, hareketli ve girdiği yere anında hakim olan insanları avucuna alan, çok kızsa da elinden olmadan insanın sevdiği bir tip.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Ankara / 12.09.1965
EĞİTİM DURUMU : Hacettepe Üniversitesi - Tiyatro
Seray Gözler Süheyla Cevher
Bayram’ın eşi. Kerim ve Hüseyin’in anneleri. Mudanya zenginlerinden bir ailenin kızı. Bir tek ablası hayatta. Lise mezunu ev kadını. Çok alımlı. Kendi serveti de var, ancak kocasına çok saygılı ve geleneksel bir eş rolünde. Bayram’dan çok çekiniyor ama canına tak ettiğinde veya çocukları söz konusu olduğunda tavır koyuyor. Hamarat, yemek vs. konusunda master derecesinde bilgili. Çekinmeden girer, yemek yapar. Hizmetçilere çok hakim. Telaşe memuru çok heyecanlı, duygulu, sulu göz, sürekli kaygılı ve yüreği ağzında bir hayatı var kocası yüzünden. Tatlı bir kadın. Kalbi altın gibi. Dindar. Arada gelinlere yetkilerini acımasızca kullanır her kayınvalide gibi ve kendi hükmetme alanına kimse burnunu sokamaz. Şık giyinir.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Adana / 27.09.1961
EĞİTİM DURUMU : Mimar Sinan Üniversitesi - Tiyatro
Birkan Sokullu Kerim Cevher
Evin yakışıklı küçük prensi. Çok şımartılmış. Varlığın içine doğmuş, bilime meraklı, baba zoru ile Berlin’de maden mühendisliği okurken, birinci sınıf sonunda rotayı çevre mühendisliğine çevirmiş. Doğal hayat sever, masasını ve okumayı da çok sever, bilimsel alanda kariyer yapmaya kitaplar yazmaya odaklı. Bu tutkusuna engel olabilecek her şey sinirini bozuyor. 19. yüzyıl aristokrat adamları gibi yaşıyor. Aşk ilişkileri, teflon gibi üzerinden akıyor. Duygusal olarak derinlemesine bağlanmayı bilmiyor. Hülya ile anlaşmalı bir evlilik yapıyor ve ona duyduğu aşk ile öfke arasında gidip gelerek geçiyor yaşamı.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 06.10.1985
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo - TV Programcılığı
Burcu Biricik Hülya Çamoğlu Cevher
Salih’in küçük kızı, Bayram’ın gelini, Kerim’in karısı. Kerim’e 8 yaşından beri aşık. Daha gençken yoksullukla bilenmiş, içi isyan ve öfke dolmuş. Hülya çok zengin ve yenilmez olmaya yemin etmiştir ve bu yolda ne gerekiyorsa yapacaktır. Çeşitli entrikalarla Kerim ile evlenmeyi başarır; ancak bu zoraki evlilik ona büyük acılar getirecektir. Çok zeki, çekici ve tehlikeli bir kadın. Kerim için nefes alır. Gözü kara bir aşk duyar kocasına.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Antalya / 04.05.1989
EĞİTİM DURUMU : Ege Üniversitesi - Arkeoloji
Tayanç Ayaydın Hüseyin Cevher
Büyük oğul. Çok güvenilir, zeki, yakışıklı, duygusal zekası da gelişmiş iyi eğitim almış; hem sahada hem teoride bilgisi olan bir iş adamı. Babasının projesi. Küçük yaşlarda hiçbir taviz verilmeden iş alanında yetiştirilmiş, sorumluluk verilmiş. Kendi yaşamını hep ikinci planda tutmuş, ailenin ve şirketin çıkarları için yaşamış. Zeynep ile evli bir çocukları var.
Ecem Özkaya Melek Çamoğlu
Hülya’nın ablası. Kendisini tüm ailenin annesi yerine koymuş. Annesi hastaymış ve erken ölmüş. Hülya’nın hayallerini desteklemiş, ikinci planda kalsa da içinde tutkulu ve hayat dolu bir kadın var. Güzel, derinlikli, çok becerikli, duygulu bir kadın. Kırda küçük bir lokantası var.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 25.06.1988
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo ve Televizyon
Pelin Öztekin Zeynep Cevher
Hüseyin’in karısı. Babasının ve Bayram’ın çıkarları gereği eve gelin gelmiş. Eski bakan kızı. Biraz balıketi imiş, doğumdan sonra iyice kilo almış. Yüzü çok güzel... Hüseyin’e görür görmez çok aşık olmuş. Özel bir kolej mezunu, liseyi bitirip evlendiği için okumamış. Erkek egemen kuralları olan bir hayata uyum göstermekte zorlanmamış, zamanla iş kadını olma merakı gelişiyor. Hülya’yı ölümüne kıskanıyor, gizli gizli onun gibi olmak istiyor... Haset, arkadan iş çeviren, kendisini her konuda yiyip bitiren yorucu bir kadın. Kocasının sevgisizliğini seziyor ve mutsuz. İyi bir anne. Geveze ve çok meraklı.
Olgun Toker Mahir
Filiz’in eski sevgilisi, Hülya’nın tüm işlerini halleden adam. Serseri görünüşlü, uyuşturucu işinden ufak tefek soyguna kadar bulaşmadığı kalmamış. Hülya ile tanışınca düzenli bir işe kavuşuyor. Öl dese ölecek pozisyonda adamı oluyor Hülya’nın. Bunun altında aldığı iyi paranın yanı sıra kıza duyduğu büyük mesleki hayranlık var. Çok enerjik ve becerikli olabiliyor, zaman zaman çöküyor ve içkiye gömüyor kendisini.
Almila Bağrıaçık Filiz
Kerim’in eski sevgilisi, Mehmet’in biyolojik annesi. Almancı, orta halli bir Türk ailenin çok güzel kızı. Rahat tavırlı, vurdumduymaz biraz içkici, biraz rocker bir kız olarak yaşamını sürdürürken Hülya’nın yaşamına girmesiyle hem paraya hem daha büyük beklentilere kavuşur. Yavaş yavaş elindekiler yetmeyecek ve Hülya’ya sattığı çocuğunu kullanarak bela olacak. Kötü bir anne, değerlerini kaybetmiş bir insan. Maddi isteklerinin esiri.
Deniz Altan Bade Cevher
Tam bir vahşi olarak eve geliyor. Giyimi, tavrı isyankar. Bayram suçluluk duyguları ile sonradan babalık etme derdinde şımarttıkça şımartıyor kızı. Bade de çok güzel istismar ediyor. Höt deyince susan ama bildiğini okuyan tam bir küçük serseri. Okulda dikiş tutturamıyor. Nereye gitse orayı karıştıran sorun çıkartan uyumsuz ama sevimli bir tip.
Sınavlarını başarıyla tamamlayan Zeynep, Hülya tarafından çok zor bir operasyon için görevlendirilir. Bayram, Süheyla ile gittikçe kötüye giden ilişkisini kurtarabilmek için oğullarından yardım alır ancak çabaları yine hüsranla sonuçlanır. Ardı ardına gelen güzel haberlerle rahat bir nefes alan Cevher Ailesi'ni son derece sarsıcı bir sürpriz beklemektedir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2018.10.31 19:12 throwmefaway Arı Filmi Senaryosu

. Bilinen tüm havacılık kurallarına göre. bir arının uçabilmesi mümkün değildir . Kanatları şişko ufak vücudunu yerden kaldırmak için çok küçüktür . Arılar her şeye rağmen uçar. çünkü arılar insanların imkansız dedikleri şeyleri takmaz . Sarı siyah. Sarı siyah. Sarı siyah . Aaa siyah ve sarı! Haydi bugün biraz farklı takılalım . BAL. Barry! Kahvaltı hazır! Geliyorum! Bir saniye bekle . Alo? Barry? Adam? Bu olaya inanabiliyor musun? İnanamıyorum. Geçerken alırım seni . Çakı gibiyim . Merdivenleri kullan. Baban onlara dünyanın parasını verdi . Çok heyecanlıyım . Mezunumuz da geldi. Seninle gurur duyuyoruz oğlum . Notların da harika . Çok gurur duyuyoruz . Anne! Şekil yaptım o kadar ya . Üstün tüylenmiş. Ah! Beni yoluyorsun! El salla! 'ninci sırada olacağız. Hoşça kalın! Barry sana ne dedim? Evde uçmak yok! Merhaba Adam. Selam Barry . Tüy jölesi mi bu? Biraz. Bugün özel bir gün . Başaramam sanıyordum . Üç gün ilkokul üç gün lise . Lise günleri korkunçtu . Üç gün üniversite. İyi ki bir gün ara verip otostopla kovanı dolaşmışım . Döndüğünde farklı biriydin . Merhaba Barry. Artie bıyık mı bıraktın? Yakışmış . Frankie'yi duydun mu? Duydum . Cenazesine gidecek misin? Hayır gitmeyeceğim . Birini sokarsan ölürsün . Bu hakkını da bir sincapta kullanmazsın. Asabi herif . Yoldan çekilmeyi akıl edebilirdi . Yollarımızdaki bu lunapark uygulamasını çok seviyorum . Tatile ihtiyaç duymamamızın nedeni de bu . Vay be çok heyecanlı. Yani bu koşullar altında . Adam bugün erkek oluyoruz. Aynen! Arı beyler. Süper! Yaşasın! Öğrenciler fakülte ve değerli arı mensupları. karşınızda dekanımız Sayın Vızvızoğlu . Hoş geldiniz güzide Kovan Şehri'mizin sevgili. MEZUNLARI. mezunları . Mezuniyet törenimiz sona ermiştir . BALYAP şirketindeki kariyeriniz başlamış bulunmaktadır! İşimizi bugün mü seçeceğiz? Sadece eğitim dönemi diye duydum . Dikkat! İşte başlıyor . Lütfen ellerinizi ve antenlerinizi her zaman vagonun içinde tutunuz . TEBRİKLER İYİ ŞANSLAR. Acaba nasıl olacak? Biraz ürkütücü . Balyap'a hoş geldiniz Balsan Şirketi'nin. ve Baltıgen Şirketler Grubu'nun bir parçası . İşte bu! Vay canına . Vay canına . Siz arılar ömrünüz boyunca çok çalışacağınız. bu noktaya gelebilmek için bir ömür boyu çabaladınız . Bal gözüpek Polen Gücü ekibinin kovanımıza getirdiği nektarla başlar . Çok gizli formülümüz. renklendirilip koku ayarı ve baloncuk ayrıştırma işlemi yapılarak. altın gibi parıldayan. tatlı şuruba dönüşmesiyle oluşur ki biz buna. Bal deriz! Çok seksi. O benim kuzenim! Öyle mi? Hepimiz kuzeniz . Haklısın. Balyap arı halkının varlığının. her açıdan korunması için durmaksızın çabalar . Bu arılar yeni kasklarımızın dayanıklılık testini yapıyorlar . Ne kadar kazanıyor acaba? Ne kadar alsa az . Ve işte en son icadımız Krelman . Ne işe yarıyor bu? Balı döktükten sonra. kenarda kalanları toplar. Milyonlar kazandırıyor bize . Krelman'da çalışmak mümkün mü? Tabii ki. Birçok arı işi küçük işlerdir. Ancak arılar bilir ki. her iş küçük de olsa eğer iyi yapılıyorsa çok önemlidir . Fakat mesleğinizi dikkatli seçin. çünkü seçmiş olduğunuz meslekte ömrünüzün sonuna kadar kalacaksınız . Ömrümün sonuna kadar aynı işi mi yapacağım? Bunu bilmiyordum . Ne fark eder ki? Şunu bilmek sizi çok mutlu edecektir arı halkı tam milyon yıl boyunca. bir gün bile izin yapmamıştır . Ölümüne mi çalıştıracaksınız bizi? Deneyeceğiz . Balyap. Vay be! Aklımı başımdan aldı! "Ne fark eder ki?" Nasıl böyle bir şey dersin? Sonsuza dek bir tek iş. Bu yapılabilecek en çılgınca seçim . Ben rahatladım. Hayatımızda tek seçim yapacağız . Nasıl olur da bunu bize söylemezler? Barry neden her şeyi sorguluyorsun? Biz arıyız . Yeryüzünün en mükemmel işleyen topluluğuyuz . Burada her şeyin biraz fazla iyi işlediği hiç mi aklına gelmiyor? Bana bir örnek ver . Ne bileyim ben ama neden bahsettiğimi biliyorsun . Kapıyı boşaltın. "Kraliyet Balözü Kuvvetleri" inişe geçiyor . Dur bir dakika . Hey bunlar Polen Gücü! Vay canına . Hiç bu kadar yakından görmemiştim . Kovanın dışını biliyorlar . Ama bazıları geri dönmüyor . Selam! Merhaba Polenciler! Nektar. Harikaydınız beyler! Sizler canavarsınız! Göklerin kralısınız! Bayılıyorum size! Acaba neredeydiler. Bilmem . Onların günleri planlı değil . Kovanın dışında nerelere gidip neler yapıyorlar kim bilir? Pat diye Polen Gücü'ne katılamazsın. Ona göre yetiştirilmelisin . Haklısın . İkimizin ömür boyu göremeyeceği kadar polen var burada . Alt tarafı bir itibar göstergesi. Arılar bunu biraz fazla önemsiyor . Belki. Üzerinde varsa ve kızlar bunu görüyorsa işler değişir . Şu kızlar mı? Onlar da kuzenimiz değil mi peki? Uzaktan. Uzaktan . Şu ikisine bakın . İki tane kovan miskini. Şunlarla biraz dalga geçelim . Polen Gücü'nde olmak tehlikeli olmalı . Evet. Bir keresinde bir ayı beni bir mantara sıkıştırdı . Bir pençesi boğazımdaydı. Diğeriyle sağlı sollu tokatlatıp duruyordu beni! Vay canına! Yenebileceğimi tahmin etmezdim . Bunlar olurken sen ne yapıyordun? Yetkililere haber veriyordum . İmzalayabilirim . Bugün dışarısı sarstı değil mi beyler? Evet . Yarın buradan km. Uzaklıktaki ayçiçeği tarlalarına gidiyoruz . kilometre mi? Barry! Bizim için kısa mesafe ama belki sana uygun değildir . Belki de uygundur. Hayır değildir! J Kapısından sıfır dokuz sıfır sıfır'da kalkıyoruz . Ne dersin vızvız çocuk? Yeterince güçlü müsün? Olabilirim. Sıfır dokuz sıfır sıfır'ın ne demek olduğuna bağlı . Hey Balyap! Beni korkuttun baba . Hangi işi istediğine karar verebildin mi? Bir sürü seçenek var. Ama sadece birini seçebilirsin . Her gün aynı işi yapmaktan sıkıldığın oldu mu hiç? Karıştırmanın ne olduğunu anlatayım . Sopayı tutarsın şöyle bir gezdirirsin güzelce karıştırırsın . Bir ritim tutturursun kendine. Çok güzel bir şeydir . Düşünüyorum da. belki de bu bal alemi bana göre değildir . Ne düşünüyordun baloncu olmayı mı? İğnesi olan biri için kötü bir meslek . Janet oğlun bal işine girmek istediğinden emin değilmiş! Barry bazen çok komik oluyorsun. Olmaya çalışmıyorum . Bal işine giriyorsun. Oğlumuz Karıştırıcı olacak! Karıştırıcı mı olacaksın? Kimse beni dinlemiyor! Senin için özel sopalarım var . Şu anda ne istersem söyleyebilirim. Dövme yaptıracağım! Haydi taze bir bal açıp bunu kutlayalım! Belki burnuma da küpe taktırırım. Antenlerimi kazıtırım . Bir çekirgeyle çıkarım. Altın diş taktırıp önüme gelene "kanka" derim! Gurur duyuyorum . Bugün işe başlıyoruz! Büyük gün . Haydi! Bütün iyi işleri kaptıracağız . Evet. Tabii . Polen Sayma Dublör Arı Boşaltma Karıştırıcı Danışma Masası Saç. Hala boş mu? İki kişi kaldı! ÇERÇÖP TOPLAMA. Ve bir tanesi de sen oldun! Hangisini aldın? Çerçöp toplama . Vay canına! Çaylak mısınız? Evet efendim! İlk günümüz! Hazırız! Seçiminizi yapın . İstersen sen başla. Hayır sen . Tanrım. Neler müsait acaba? Tuvalet görevlisi her zaman açık ama düşündüğün nedenden değil . Krelman olabilir mi? Elbette. Krelman senin . KRELMAN DOLU. Üzgünüm az önce dolmuş . Balmumu tamiri açık . Krelman tekrar açıldı . Ne oldu? Bir arı öldüğünde onun yeri açılır. Gördün mü? Ölmüş. Ölü. Bir ölü daha . Bu da ölü. Ölümcül ölü. İki ölü daha . Baş üstü ölü. Baş altı ölü. Hayat böyle! Bu çok zor! Isıtma Soğutma Dublör Arı Boşaltıcı Karıştırıcı. Uğultucu Tuvalet Müfettişi İplik Koordinatörü Şerit Amiri. Larva terbiyecisi. Barry sence hangisini Barry? Barry! Pekâlâ dokuzuncu bölgede bir ayçiçeği tarlası bulunuyor. Neredesin? Dışarı çıkacağım. Nereye dışarı? Kovandan dışarı. Olmaz! Ömrümün sonuna kadar çalışmadan önce buna mecburum . Öleceksin! Delirmişsin sen! Biri arıyor . Eğer kendini cesur hisseden varsa . Caddedeki çiçekçiye. yeni güller gelecek bugün . Selam millet . Şuna bakın. Bu dün gördüğümüz çocuk değil mi? Kalkış pistine girmek yasak evlat . Sorun yok Lou. Bizimle gelecek bugün . Ballı çocuk seni . Burayı imzala burayı. Şuraya da paraf at . Teşekkürler. Tamam . Bugün yağmur ihbarı aldık ve. hepinizin bildiğiniz üzere arılar yağmurda uçamaz . O yüzden dikkatli olun. Ve her zamanki gibi süpürgelere. terliklere köpeklere kuşlara ve ayılara dikkat edin . Bazı evlerde üzerimize enerji içeceği döküldüğü rapor edildi . Murphy bu yüzden şu an revirde ve çekirge gibi durmadan zıplıyor! Bu korkunç. Kuralı hatırlatayım. kesinlikle insanlarla konuşmak yok! Pekâlâ kalkış pozisyonu! Vızz vızz vızz vızz! Vızz vızz vızz vızz! Vızz vızz vızz! Siyahla Sarı! Alemin Kralı! Hazır mısın Cesur Çocuk? Evet. Tabii ki . Rüzgar Tamam . Telsizler Tamam. Balözü takım Tamam . Kanatlar Tamam. İğne Tamam . Altına kaçıranlar Tamam . Pekâlâ kızlar. haydi kalkıyoruz! Sömürün o sardunyaları çizgili canavarlarım! Emrediyorum kurutun o çiçekleri! Vay canına! Dışarıdayım! Kovandan çıktığıma inanamıyorum! Ne kadar da mavi . Hızlı ve özgür hissediyorum kendimi! Uçurtma! Vay be! Çiçekler! Burası Mavi Lider. Güllerle görsel temas var . derece dönün . Güller! derece tamam. Dönüyoruz . Kenara çekil ufaklık. Geri tepebilir . Nektar. İşte buna "Nektar Toplar" denir . Polenleme görmüş müydün hiç? Hayır efendim . Buradan biraz polen alıp şuralara serpiyorum. Biraz da buraya. bir tutam da şuraya. Biraz sihir gibi . Bu inanılmaz. Peki niye yapıyoruz bunu? Polen gücü. Ne kadar polen o kadar çiçek o kadar balözü o kadar bal . Harika . Parlak bir sarılık görüyorum. Papatyalar olabilir . Ben de gördüm tamam . Durun. Çiçeklerden biri hareket ediyor . Tekrar et. Hareket eden bir çiçek mi rapor ediyorsun? Olumlu . O top içerdeydi! En güzeli bu. Nedir bu? Bilmiyorum ama bu renge bayılıyorum . Güzel kokuyor. Çiçek gibi değil ama hoşuma gitti . Evet tüylü . Kimyasal da . Dikkatli olun çocuklar. Biraz yapışkan . Arı Maya aşkına! Mankafa buraya gel çabuk! Eyvah! Çocuklar! Bu hiç iyi değil . Olumlu . Ucuz kurtulduk . Canım yanacak . Ana kuzusu . Pozisyonunu kaybettin çaylak! Füze gibi geri yollayacağım sana! Yardım edin! Galiba bunlar çiçek değil . Ona söyleyelim mi? Bence biliyor . Bu da nesi? Maç sayısı! Toparlanmaya başlasan iyi olur tatlım çünkü birazdan kafana yiyeceksin! İmdat! KLİMA KONTROL. İğrenç . Arabada arı var! Bir şey yap! Direksiyondayım! Merhaba Arı. Arkaya geldi! Beni sokacak şimdi! Kimse kıpırdamasın! Kıpırdamazsanız hiçbirimizi sokmaz. Kıpırdamayın! Göz kırptı! Sprey sık ona! Ne yapıyorsun? Vay. Dışarıdaki gerginlik katsayısı inanılmaz . Eve dönmeliyim . Yağmurda uçamam . Yağmurda uçamam . Yağmurda uçamam . İmdat! İmdat! Arı düşüyor! Ken pencereyi kapatır mısın? Yeni hazırladığım özgeçmişime bak. Katlanabilir bir broşür seklinde . Gördün mü? Katlanıyor . Oh hayır gene insanlar. Yeter artık ama . Bu da ne böyle? Bu kez olacak. Bu kez. Bu kez. Bu kez! Perde! Şeytani bir şey bu . Harika oldu. Tüm özel yeteneklerim. hatta en sevdiğim on film bile var . İlki hangisi? "Yıldız Savaşları mı"? Hayır Ben sevmiyorum öyle. filmleri . Konuşmamıza neden izin verilmediği belli. Delirmiş bunlar . İş görüşmesine gittiğimde şaşırıyorlar. Söylediklerime inanamıyorlar . İşte güneş orada. Belki oradan çıkabilirim . Güneşin üstünde yazıyor muydu? Küresel ısınmayı ben tahmin etmiştim . Sıcaklığı hissediyordum ama önceleri benim ateşim sandım . Hey! Dur! Arı! Geri çekilin. Kışlık bot bunlar . Dur! Öldürme onu! Arılara alerjim var. Bu arı beni öldürebilir! Onun hayatı neden seninkinden değersiz olsun? Onun hayatı niye benimkinden değersiz? Söyleyeceğin bu mu? Her hayatın bir anlamı var. Onun neler hissedebileceğini bilmiyorsun . Broşürüm! Haydi bakalım ufaklık . Korktuğumu sanmayın. Alerjim var . Özgeçmişine bunu da yaz . Yüzüm balon gibi şişebilirdi . Bunu da "özel yeteneklerine" eklersin . Birini bir yumrukta indirmek de özel bir yetenek . Hoşça kal Vanessa. Teşekkürler . Vanessa haftaya yoğurt yemeye? Tabii Ken. Nasıl istersen . Üzerine keçiboynuzu koyabilirsin. Güle güle . Kalorisi daha azmış. Güle güle . Bir şey söylemeliyim . Hayatımı kurtardı. Bir şey söylemeliyim . Haydi bakalım . ARIGE DİYET TON. Olmaz . Ne diyeceğim? Başım belaya girebilir . Arı yasası. Bir insanla konuşamazsın . Bunu yaptığıma inanamıyorum . Yapmalıyım . Yapamam. Haydi ama! Yapamam. Haydi ama! Yap şunu. Yapamam . Lafa nasıl gireceğim? "Jazz sever misin?" İyi fikir değil . İşte geliyor! Konuşsana salak! Merhaba! Affedersin . Konuşuyorsun. Biliyorum . Konuşuyorsun! Çok özür dilerim . Önemli değil. Rüya görüyorum. ama yatağa gittiğimi hatırlamıyorum . Eminim bu biraz sinir bozucudur . Benim için sürpriz oldu. Yani sen bir arısın! Ben bir arıyım. Aslında bunu yapmamalıydım ama. beni öldürmeye çalıştılar . Sen olmasaydın. Sana teşekkür etmeliydim. Ben böyle yetiştirildim . Bu biraz garip oldu . Bir arıyla konuşuyorum. Evet . Bir arıyla konuşuyorum. Ve bir arı benimle konuşuyor! Minnettar olduğumu söylemek istedim. Gideyim artık . Bekle! Bunu yapmayı nerede öğrendin? Neyi? Konuşma olayını . Senin öğrendiğin gibi. "Anne. Baba. Bal" Öyle başladım . Bu gerçekten komik. Evet . Evet. Arılar komiktir. Gülmüyorsak ağlarız böyle başa çıkıyoruz hayatla . Neyse . Acaba. bir şey içer miydin? Ne gibi? Bilmem. Belki Kahve? Sana zahmet vermek istemem . Ne zahmeti canım. İki dakikamı alır . Alt tarafı kahve. Zahmet olmasın . Saçmalama lütfen! Aslında bir fincan alırım . Romlu kek de ister misin? Almasam. Bir parça al . Yok almayayım. Haydi ama! Birkaç mikrogram vermeye çalışıyorum da . Nerede? Çizgiler şişman gösteriyor . Harika görünüyorsun! Modadan anlıyor musun emin değilim . Sen iyi misin? Hayır . Kravatını takside bağlayıp uçarak gitmiş Manhattan'a . Sonunda oraya varmış . Kilisenin merdivenlerini koşarak çıkmış. Düğün başlamış bile . Sonra da demiş ki "Mısır mı?" Ben de "Mısırlı" dedin sanmıştım . "Bir mısırla neden evleneyim ki?". Arı fıkrası mı bu? Biz arılara ait bir tarz bu . Evet farklı . Peki ne yapacaksın Barry? İş konusunda mı? Bilmiyorum . Kovandaki görevimi yapmak istiyorum ama onların istediği şekilde değil . Ne hissettiğini anlıyorum . Öyle mi? Elbette . Ailem avukat ya da doktor olmamı istiyordu. Ben çiçekçi olmak istedim . Sahi mi? Benim bütün hayatım çiçekler . Yeni kraliçemiz de aynı slogan sayesinde seçildi . Neyse şuraya bakarsan. benim kovanım tam şurada. Görüyor musun? Sen Central Park'ta yaşıyorsun! Evet! Kaplumbağa Köprüsü'nün yanında! Biliyorum orayı. Orada ayağıma taktığım yüzüğümü kaybetmiştim . Neden kızlar ayağına yüzük takar? Niye takmasınlar? Dizine şapka takmak gibi bir şey bu. Bunu bir denemeliyim . İyi misiniz bayan? Evet. İyiyim . Öyle iki kahve birden içeyim dedim! Her neyse bu harika oldu. Kahve için teşekkür ederim . Önemli değil . Özür dilerim bitiremedim. Bitirseydim ömür boyu uyuyamazdım . Sen ee. Bir parça yanıma alabilir miyim? Tabii! Haydi bir kırıntı al . Teşekkürler! Bir şey değil . Pekâlâ o zaman ee sanırım görüşürüz . Ya da görüşmeyiz . Tamam Barry . Ve tekrar çok teşekkür ederim. Hayatımı kurtardın . Hiç önemi yok . Önemsiz değildi ama Her neyse. DENEY SÜRECİ DEVAM EDİYOR. KASIRGADAN KURTULMA DENEYİ. Bu işe yaramayacak . Hazır. Deneyebiliriz . Pekâlâ Dave paraşütü çek . İnanılmazmış. İnanılmazdı! Hayatımın en korkunç en mutlu günüydü . İnsanlarla olduğuna inanamıyorum! Korkunç dev insanlar! Nasıllardı? Büyük ve deli. Deli gibi konuşuyorlar . Deli gibi yiyorlar. Deli gibi kullanıyorlar . Öldürmeye çalıştılar mı seni? Bazıları evet ama bazıları değil . Nasıl döndün? Kanişe bindim . Gittin ve buna sevindim. Ne görmek istiyorsan gördün. ve çok istediğin "tecrübeyi" yaşadın. Artık işini seçip normal olabilirsin . Ama Ama? Biriyle tanıştım . Biriyle mi tanıştın? Arıgillerden mi peki? Eşek arısı mı? Annenler seni öldürür! Hayır . Örümcek mi? Örümceklerden hoşlanmıyorum . Biliyorum seksiler sekiz bacakları var . Ama yüzleri çok çirkin . Kim peki? O bir ee insan . Hayır hayır. Arı yasası bu. Bunu da çiğnemiş olamazsın . Adı Vanessa. Tanrım . O kadar güzel ki. Üstelik çiçekçi! Olamaz! Çiçekçi bir insanla çıkıyorsun! Çıkmıyoruz . Kovandan dışarı uçuyorsun. Ellerinde tazyikli hortumlar maytaplarla. evlerimize saldıran insanlarla konuşuyorsun. Dinamitten farkı yok! Hayatımı kurtardı! Üstelik beni anlıyor . Bu iş bitecek! Ye şunu . Bu iş bitmeyecek! Neydi bu? Buna kırıntı diyorlar. Bu ne güzeller güzeli bir şey! Üstelik bu yedikleri değil. Yediklerinden yere dökülenler! Cinnabon ne biliyor musun? Hayır . Ekmeği tarçını şekeri alıyorlar. Üçünü birden iyice. Otur şuraya! ısıtıyorlar! Beni iyi dinle! Biz onlar değiliz! Biz biziz. Biz ve onlar! Evet ama arzu dolu bu kalbi kimse görmeyecek mi? Arzulamak yok. Bırak arzulamayı . Artık biraz arı gibi düşün dostum. Arı gibi düşün! Arı gibi düşün. Arı gibi düşün . Arı gibi düşün! Arı gibi düşün! Arı gibi düşün! İşte orada havuza girmiş . Senin sorunun ne biliyor musun? Arı gibi düşünmeye mi başlamalıyım? Daha ne kadar devam edecek bu? Üç gün oldu! Niye hala çalışmıyorsun? Hayatımla ilgili almam gereken önemli kararlar var . Ne hayatı? Bir hayatın yok ki! İşin yok. Sadece bir arısın işte! Biraz bal yapsan ölür müsün? Barry çık havuzdan. Baban seninle konuşuyor . Martin konuş onunla . Barry seninle konuşuyorum! Geliyor musun? Her şeyi aldın mı? Her şey hazır! Sen önden git. Ben yetişirim . Çok geç kalma . Bak şimdi! Vanessa! Hala buradayız. Sana ona bağırma demiştim . Bağırdığın zaman cevap vermiyor sana! Sen niye bağırıyorsun? Çünkü dinlemiyorsun . Bunu dinlemeyeceğim . Çıkmalıyım . Nereye gidiyorsun? Arkadaşımla buluşacağım . Bir kızla mı? Bu yüzden mi karar veremiyorsun? Görüşürüz . Umarım kız Arıgillerdendir . VANESSA'NIN ÇİÇEKÇİSİ. Her yıl Pasadena'da çiçeklerle dolu bir geçit töreni mi yapıyorlar? Güller Turnuvası'nda olmak her çiçekçinin hayalidir! Arabanın üstündesin. Her yer çiçek dolu. İnsanlar seni alkışlıyor . Bir turnuva. Güller spor müsabakalarına katılabiliyor mu? Hayır. Pekâlâ sıra bende. Nasıl oluyor da her yere uçamıyorsun? Yorucu oluyor. Sen niye her yere koşmuyorsun? Daha hızlı değil mi? Tamam anladım. Sıra sende . Video. Televizyonda o an ne varsa kaydediyor mu? Bu çılgınlık! Sizde onlardan yok mu? Bizde Osteo var ama bir hastalık bu. Hem de korkunç bir hastalık . Olamaz . Aptal arılar! Eminim sokmak istiyorsundur böyle salakları . Aslında sokmamaya çalışıyoruz. Bizim için çok tehlikeli . Yani sürekli sinirlerine hakim olmalısın . Hem de çok. Duvarları tekmeler yürüyüşe çıkar. sinirle bir mektup yazıp çöpe atarsın. Duygularını bastırıyorsun işte . Öfke kıskançlık şehvet . Aman Tanrım! İyi misin sen? Evet . Derdin ne senin? Ama böcek o . Kimseyi rahatsız etmiyor. Çek git buradan gerizekalı! Neydi o? Mizah dergisi falan mı? Evet. Nereden anladın? On sayfalık falan bir şeydi. sayfaya kadar dayanabiliyoruz . Bu işin matematiğini çözmüşsün . Mecburen. Kuzenimi Vogue öldürmüştü. Hiç şaşmam . Gölgelerin Gücü Adına! Bu da ne böyle? BAL. Bu nereden çıktı? Tatlı arı. Altın Çiçek . Ray Liotta Özel Koleksiyonu mu? Şu aktör değil mi bu? Hiç duymadım . Bu niye burada? İnsanlar için. Yiyelim diye . Yeterince yemeğiniz yok mu? Şey var. Nereden buldunuz peki? Arılar yapıyor. Kimin yaptığını biliyorum! Ve yapması da çok zordur! Isıtmak soğutmak ve karıştırmak gerek. Bir de Krelman denen şey var! Organik bu. Bizim organımız! Alt tarafı bal Barry . Alt tarafı ne? Arılar bunu bilmiyor ama! Bunun adı hırsızlık! Evlerimizi okullarımızı hastanelerimizi alıyorsunuz! % İNDİRİM. İndirimde mi? Bunun hesabını soracağım! Hepsini soracağım! Hector . Bitti mi işin? Bitiyor . Buralarda. Hissediyorum . Eve gidebilirim artık . Şu güzel balı da açık bırakayım hazır kimse de yok . Yakalandın paketçi çocuk! Bir şey duyduğumu biliyordum. Demek konuşabiliyorsun! Evet konuşabiliyorum. Şimdi de sen konuş bakalım! Nereden getiriyorsunuz bu malları? Malları satan kim? Anlamıyorum. Dost değil miyiz? Yapmak isteyeceğimiz en son şey siz arıları kızdırmak! Çok geç kaldın! Bizim oldu artık! Siz bayım yanlış adama kılıç çektiniz! Siz de dostum iguanam Ignacio'ya öğle yemeği olacaksınız . Ballar nereden geliyor? Nereden dedim! Bal Çiftliği! Bal Çiftliği'nden geliyor! Bal ÇİFTLİĞİ. Seni manyak adam! Neler oldu burada? Şu suratlarına bak. Kamyon çarpmış gibiler. Ve şimdi de. bilinmezliğe sürükleniyorlar! Hareket etme . Sen ölü değil misin? Ölüye benziyor muyum? Hareket edeni temizliyorlar. Nereye gidiyorsun? Bal Çiftliğine. Çok büyük bir iş peşindeyim . Ben Alaska'ya gidiyorum. Geyik kanı manyak bir şey. Feci kafa yapıyor! Tacoma'ya gidiyorum . Ya sen nereye? O gerçekten ölü . Anladım . Eyvah! Nedir bu? Hayır! Silecekler! Üç bıçaklı! Üç bıçaklı mı? Atla haydi! Tek şansın var arı! Niye her şeyiniz bu kadar temiz olmak zorunda? Daha ne görmeniz gerekiyor? Gözünüzü açın! Kafanızı da çıkarın! Ben Washington Ulusal Radyo Haberleri'nden Carl Kasell . Böcek öldürmeye son verin artık! Arı! Geyik kanı manyağı! Bir ses duydun mu? Ne gibi? Minik çığlıklar gibi . Radyoyu kapat . Nasıl gidiyor arı çocuk? İyidir Geyik . Ve göz alabildiğince yan yana dizilmiş bal kavanozları duruyordu . Vay be! Bu kamyon nereye gidiyorsa balları oradan alıyor olmalılar . O ballar bize ait . Arılar omuz omuza. Öyleyiz . Kovanda birbirimize yakınız . Biz değiliz adamım. Biz tek takılırız. Her sivrisinek ayrı takılır . Ya başınız belaya girerse? Sivrisineksen sen belasındır . Kimse bizi sevmez. Vurmayı bilirler sadece. Bizi görünce Vur vur! En azından dışarıdasınız. Bir sürü kızla tanışıyorsunuzdur . Bizim kızların gözü yüksektedir. Güvelerle yusufçuklarla takılırlar . Sivrisinek kızları bize yüz vermez . Şaka yapıyorsunuz! KAN BANKASI. Geyikkan binayı terk ediyor! Görüşürüz arı! Selam millet! Geyikkan! Sizi burada ebeleyeceğimi biliyordum. Kamış getirdiniz mi yanınızda? Bal ÇİFTLİĞİ. Sonra kavanozlara doldurup etiket yapıştırıyoruz. Çok karlı bir iş . Burası da ne böyle? Bu arıların susam kadar beyni yok . Beyinsiz bunlar! Beyinsiz . Yeni körüğe bak. Çok güzel . Thomas modeli! Körük mü? Dakikada üfleme yarı otomatik. İki kat nikotin ve katran . Bir iki nefeste indiriyor bunları yere . Onlar yapar balları biz toplarız paraları . "Onlar yapar balları biz toplarız paraları" mı? Olamaz! Burada neler oluyor? Siz iyi misiniz? Evet. Fazla uzun sürmüyor . Sahte bir kovanda olduğunuzun farkında mısınız? Kraliçemiz buraya taşındı. Başka çaremiz yoktu . Kraliçeniz mi? Kadın kılığına girmiş bir erkek bu! Arıbeyi bu! Bu da nesi? Oh hayır . Yüzlerce kovan var burada! Arı balı . Bizim balımız yüzsüzce bir dalavereyle elimizden alınıyor! Ayıların bize yaptıklarından bile daha kötü. Bu konuda bir şeyler yapmalıyız . Ah Barry . İnsanların balımızı mı alıyor? Bu sadece bir söylenti . Bunlar söylentiye benziyor mu? Komplo teorisi bunlar. Bu resimler de montaj . Bütün bunları nereden biliyorsun sen? İnsanlarla konuşuyor . Ne? İnsanlar mı? İnsan bir kız arkadaşı var. Üstelik öpüşüyorlar! Öpüşmek mi? Öpüşmüyoruz . İstiyorsun ama. Kimden yanasın sen? Arılardan! San Antonio'da bir cırcırböceğiyle çıkmıştım. O bacaklar beni uyutmadı . Barry hayatın adına yapmak istediğin bu mu? Hepimizin adına yapmak istiyorum. Kimse arılar kadar çok çalışmıyor! Baba bazen o kadar çalışmış oluyordun ki. ellerin kendi kendine karıştırıyordu durduramıyordun . Hatırlıyorum . Balımızı almaya ne hakları var? Yılda iki kapla yaşamaya çalışıyoruz. Onlar balı dudak kremine bile koyuyor! Haklı bile olsan bir arı ne yapabilir? Onları en acıyacak yerlerinden sokacağım . Suratlarından! Gözleri! Çok can yakar. Hayır . Burundan mı? Ölürler acıdan . İnsanları sokabileceğimiz tek yerleri var. Onlar için önemli olan tek bir yer . "Kovan'da Olan" Her gün saat 'te bir saat boyunca kovandan haberler . Sakala hayır! Bob Yabanarı ile günün içinden . Bora Batıran'la hava durumu . Vızz Larva ile spor . Ve Jeanette Chung . İyi akşamlar. Ben Bob Yabanarı. Ve ben Jeanette Chung . Kovanşehir arılarından Barry Benson. insan ırkını ballarımızı çalmak suçundan mahkemeye vereceğini. balımızı yasadışı yollarla sattıklarını iddia etti! ARI LARRY KING. Yarın akşam Arı Larry King'de. Baltıgen yayınları tarafından çıkartılan. "Zarif Kadınlar" isimli kitap hakkında konuşacağız . Bu geceki konuğumuz Barry Benson . "Ben sıradan bir çocuğum başaramam." diye düşündün mü hiç? Arılar dünyayı değiştirmekten hiç korkmadı . Arıstoph Kolomb'a bakın. Arındıra Gandi'ye. Arı Terim'e . Geldiğim yerde insanları dava etmeyi düşünmezdik . Bizler daha çok çelik çomak ya da cirit oynardık . Kaç yaşındasın? Tüm arı halkı seni bu haklı davanda destekliyor. ki sanırım arılar için yüzyılın davası olacak bu . Biliyor musun insanların dünyasında da bir Larry King var . Çok kullanılan bir isim. Önümüzdeki hafta. Tıpkı sana benziyor ve onun da gömleğinde askılar arkasında renkli. Önümüzdeki hafta. Şişe dibi gözlükleri duymana rağmen konuktan yapılan altyazılar da aynı . Ayı Haftası gelecek hafta! Korkunçlar kıllılar ve haftaya canlı yayındalar .
submitted by throwmefaway to TurkeyJerky [link] [comments]


Buğulu Gözler - Bu Kadar Çok Çalışmayı Küçüksüyorum! YOUTUBERS LIFE  ERKEK ARKADAŞIM!  4. Bölüm KIZ MIYIM ERKEK MİYİM? GÖĞÜSLERİM VAR MI YOK MU ... Kötü bir ilişki nasıl kurtarılır? - Erkek Tarafı oda arkadaşım bir kız mı? Glmm Türkçe gacha life #1 Blossom’un Bir Erkek Arkadaşı Var!  Powerpuff Girls Türkçe  çizgi film  Cartoon Network HOŞLANIYORUM AMA SEVGİLİSİ VAR  SG #4 VLOG 2  Erkek Arkadışımı Tanıyın & Bol Şarkı Söylemeli, Kokoreçli, Midyeli, Araba Vurmalı Erkek Arkadaşı İle Birlikte Piknik Yapan YouTuber Kız Kıskanç Arkadaşların Özellikleri

Hipergami – Erkek Adam

  1. Buğulu Gözler - Bu Kadar Çok Çalışmayı Küçüksüyorum!
  2. YOUTUBERS LIFE ERKEK ARKADAŞIM! 4. Bölüm
  3. KIZ MIYIM ERKEK MİYİM? GÖĞÜSLERİM VAR MI YOK MU ...
  4. Kötü bir ilişki nasıl kurtarılır? - Erkek Tarafı
  5. oda arkadaşım bir kız mı? Glmm Türkçe gacha life #1
  6. Blossom’un Bir Erkek Arkadaşı Var! Powerpuff Girls Türkçe çizgi film Cartoon Network
  7. HOŞLANIYORUM AMA SEVGİLİSİ VAR SG #4
  8. VLOG 2 Erkek Arkadışımı Tanıyın & Bol Şarkı Söylemeli, Kokoreçli, Midyeli, Araba Vurmalı
  9. Erkek Arkadaşı İle Birlikte Piknik Yapan YouTuber Kız
  10. Kıskanç Arkadaşların Özellikleri

Canan anne ve babasının ölümünden sonra büyük annesiyle birlikte yaşayan geçimlerini dikiş yaparak sağlayan genç bir kızdır. Canan erkek arkadaşı Ergin ile b... Merhaba Arkadaşlar, izleyeceğiniz videoda instagram video ve fotoğraflarımın altındaki kötü yorumlara cevap verdim. Adımın Aslı olmasına rağmen sürekli sordu... Youtubers Life oyunun 4. bölümünde büyük gelişmeler var. Oyuncumuzun artık bir erkek arkadaşı var. Hem sosyal hayatı hem de Youtube kanalı ile faal olan oyuncumuz bu bölümde neler ... Hiç kimse kötü bir arkadaşlık istemez. Herkes kendisi ve arkadaşları için en iyisini ister. ... Hayatta Her Şey Var 265,692 views. ... İnsanların Sizi Kullanmasına Neden Olan 10 Hata ... Ama onu küçümseme; aynı canavarı sevimli bir yumrukla alaşağı edebilir. Blossom, Powerpuff Girls'ü bir arada tutan itici güç! O cesur, akıllı, pozitif ve aynı zamanda vicdanlı. Sadece sizlerden ricam kötü bir eleştiri de bulunurken, içerisinde hakaret barındırmayan cümlelerle de kendizi ifade edebilmeniz kızgın,suratsız, emojilere bile varım yoksa :) ♥ Kalitesi kötü olmuş özür dilerim ama cidden yapacak halim yoktu zar zor yaptım zaten neyse instagram takip Roblox arkadaşlık atarsınız instagra:ozgur.a.2525 ... evlİlİk İÇİn İdeal erkeĞİ tespİt etmenİn dÖrt yolu nedİr? erkekler dÜnyasindan kadinlara bİlgİler - duration: 9:56. adil yildirim 140,121 views Trabzonlu yeni youtuber kız erkek arkadaşı Mehmet ile birlikte boztepeye piknik yapmaya gidiyor. Trabzon Vlog görüntüleri. Türkiye gündeminde olan komik, ilg... Peki ya hoşlandığınız kişinin sevgilisi varsa? Ya sevgilinin yanındaki üçüncü kişiyseniz? Ya sizinle görüşürken aslında sevgilisiyle de görüşüyorsa? Keyifli ...